Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik

Marmara_pdr_2007 Girişliler Paylaşım Sitesi
 
AnasayfaAnasayfa  PortalPortal  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

 

Psikoloji Okulu....

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Yazar Mesaj
CEZMİİ" target="_parent">CEZMİİ
Süper Üye
Süper Üye
avatar

Erkek
Yaş : Kayıt tarihi : 11/03/08 Mesaj Sayısı : 133 Nerden : YÜKSEKOVA(Gewer) İş/Hobiler : Kaçıncı Sınıf :

MesajKonu: Psikoloji Okulu....   Çarş. Nis. 09, 2008 3:58 pm

psikoloji: bireyin gözlenebilen ve gözlenemeyen duygu, tutum, kaygı, algı, korku gibi davranışlarıyla ilgilenir.
davranış: iç ve dış çevreden gelen bir uyarıcı karşısında gösterilen tepkidir.
uyarıcı: davranışı başlatan etkidir.
uyarıcılar ikiye ayrılır.
iç çevreden gelen uyarıcılar: açlık gibi kendiliğinden gelen uyarıcılardır.
dış çevreden gelen uyarıcılar: ikiye ayrılır: fiziksel dış çevreden gelen uyarıcılar:
duyu organlarımızla algıladığımız, gürültü, ışıklandırma, hava kirliliği, sıcaklık vb.
sosyal dış çevreden gelen uyarıcılar: düğer insanlar ve onların bireyden beklentileri, ona yüklediği roller, koyulan kurallar, toplumsal kurallara olan uyum, uyumsuzluk.

psikolojideki başlica yaklaşimlar
psikolojinin ilk zamanlarında içe bakış/iç gözlem yöntemi kullanılmış, kişinin kendisini değerlendirmesi esasına dayanan bu tekniğe tepki olarak davranışsal yaklaşım ortaya çıkmıştır.

1. davranışsal yaklaşım: somut ve gözlenebilen davranışlar üzerinde durur. temel kavramları: uyarıcı, tepki, pekiştireç (ödül), ceza. davranışsal yaklaşıma göre aynı uyarıcıya aynı tepki vardır. uyarı tepkiyi açığa çıkartır. davranış otomatik, kendiliğinden ve bilinçsizdir. mantıkla açıklanamaz. davranışın devamlılığı dış etkilere bağlıdır. davranışın sonunda ödül varsa davranış tekrarlanır, ceza varsa davranış sona ere. iç çevre ve bireysel farklılıkların varlığı kabul edilmez.
deneysel yöntem kullanılır.

2. bilişsel yaklaşım: davranışsal yaklaşıma tepki olarak gelişmiştir. bilinçli ve amaçlı davranışlar ele alınır. birçok davranış mantık dışıdır. (fobi)
istenmeyen bir uyarıcının yanına çok istenen bir uyarıcı konur. uyarıcı bir takım bilişsel süreçlerden geçtikten sonra (yorumlama, algılama, hatırlama, değerlendirme) tepki verilir. tepki otomatik değildir. aynı uyarıcı herkeste aynı tepkiye yol açmaz ve bireyin iç dünyasının davranış üzerinde etkili olduğu kabul edilir. deneysel yöntem kullanılır ve deneylerde bireyler arası farklılıklar dikkate alınır.

3. psikoanalitik yaklaşım: bilinçaltı ve bilinç düzeyleriyle ilgilenir. bireyi harekete geçiren, davranışı açığa çıkartan bireyin sadece farkında olduğu uyarıcılar değil, bilinç altındaki dürtülerdir.
id
bilinçaltı dürtüleri- güdüleri.
saldırganlık, cinsellik, bencillik vb.
ego
gerçek benlik. bilinç düzeyi. isteyerek ve bilinçli olarak farkında olarak gerçekleştirilen davranışlar.
ego davranışı; bilinçaltı dürtüler + bilinçaltı kısıtlamaların etkileşimiyle ortaya çıkar.
süperego
bilinç + bilinçaltı işler, içselleşmiş toplumsal kurallar, değerler, normlar bütünüdür. sosyal çevrenin etkisiyle gelişen iç çevre. vicdan.
iç çevre ve sosyal dış çevre çok önemlidir.
superego id’in isteklerinin uygun zaman ve mekanlarda gerçekleşmesi için çalışır. id’in istekleri mutlaka gerçekleşmelidir. id ve süperego’yu dengeleme sürecinde ego bazı savunma mekanizmaları geliştirir. (mantığa büründürme, yüceltme, yatıştırma)

4. nörobiyolojik yaklaşım: sinir sistemine ait (beyin ve diğer duyu ve motor sinirler+ biyolojik sistemin, iç salgı bezleri) faaliyetlerin davranış üzerindeki etkisini inceler. fiziksel dış çevre önemlidir. fiziksel dış çevreden gelen uyarıcılar beyne iletilir, beyin emirler gönderir ve bir takım davranışlar ortaya çıkar. deneysel yöntem kullanılır.
sosyal çevre önemsenmez, insanın bilinçli ve bilinci dışında ortaya çıkan (otomatik) davranışları bu yaklaşımın kapsamındadır. mizaç: kişiliğin iç çevre özelliğidir.

psikolojinin alt dallari
1. sosyal psikoloji: sosyal çevrenin birey davranışları üzerindeki etkilerini + bireyin diğer insanlara yönelik ve onlardan etkilenen davranışlarını inceler. tutumlar = sonradan kazanılan, gözle görülemeyen davranışlar.
(itaat, karşı çıkma, işbirliği, rekabet, sevgi/saldırganlık/önyargı vb.)

2. fizyolojik psikoloji: nörobiyolojik yaklaşım kullanılır.fiziksel iç çevre ve dış çevreyle ilgilenir. doğuştan gelen, kalıtsal, biyolojik kökenli ve fiziksel dış çevreden kaynaklanan davranışlarla ilgilenir.

3. klinik psikoloji ve rehberlik psikolojisi: bireyin kendisiyle ve çevresiyle olan sorunlarının çözümüyle ilgilenir. bireyin kendisiyle barışması ve kendisiyle uyumu için çalışır. klinik yöntemler kullanılabilir. psikoanalitik kuramla kabul edilen teknikler kullanılabilir (serbest çağrışım vb.). davranışsal, bilişsel yaklaşımdan da faydalanabilir.

4. eğitim psikolojisi: öğrenme ve öğretme davranışıyla ilgilenir. öğrenme ve öğretme davranışını en etkin biçime getirmeye çabalar. hangi konu, hangi yöntemle, materyalle, hangi kişilere, kaç yaşındaki bireylere verilebilir. fizyolojik, sosyal, klinik ve rehber psikolojiden yararlanır.

5. endüstri / örgüt psikolojisi: çalışan bireyin iş performansı ve iş tatminini en yüksek seviyeye çıkartmak için gereken çabaları kapsar. çatışmaları ve uyumsuzluğu en aza indirmeyi amaçlar. personel seçimi, eğitimi, performans değerlemesi süreçlerinin en etkin şekilde yerine getirilmesine uğraşır. uygun işe uygun kişinin bulunması, motivasyon, güdüleme vb. tüm diğer alt dallardan faydalanır.

psikolojinin yöntemleri

1. gözlem: iç gözlem: insanın kendi içine bakışı (günlük vb.)
dış gözlem: doğal ortamında inceleme.

2. mülakat: kişiyle yüz yüze konuşarak, dış görünüşünü de inceleyerek yapılır.
iki türlüdür.
a. serbest mülakat: görüşmeci konuşmayı istediği gibi yönlendirebilir. sorular önceden belirlenmemiştir. yanıltıcı etkileri vardır. ***halo etkisi: kişinin bir veya birkaç özelliğine bakarak, onun bütün kişiliği hakkında karar varmak. ***izlenim yönetimi: kişinin karşısındaki üzerinde oluşturacağı etkiyi yönetmesi.
b. yapılandırılmış mülakat: sorular önceden belirlenir, herkese aynı sorular sorulur, cevaplar kaydedilir. görüşmeci özgür değildir.

3. anket: klinik psikolojide kullanılmaz. çok sayıda insana belli bir konudaki genel
görüşü belirlemek için uygulanır.

4. vak’a incelemesi: örnek olay incelemesi. kişiyle ilgili bilgi toplanır, etrafa
sorulur, soruşturma yapılır, farklı bakış açılarından kişi tüm yönleriyle ortaya çıkarılır.

5. psikolojik testler: diğer soru listelerinden farkları:
a. geçerlik: ölçme aracının ölçülen değişkene uygun sorular içermesi. ölçülenin ne derece doğru ölçüldüğüyle ilgilidir.
b. güvenirlik: bir ölçme aracının tekrarlanan ölçümlerde aynı grupla ilgili aynı sonuca varması. sorular içinde günlük mud’a bağlı sorular olmaması gerekir.
c. objektiflik: bir testte bir kişiyi değerlendiren herkes aynı sonuca varmalıdır.
d. normlara dayalı olma: test normuna uygun olmalıdır. farklı gruplara uygulanarak bir norm belirlenir (her gruba bir norm)
e. standart koşullarda uygulanma: test uygulanırken belli süre, kural vb. durumlar gözönünde bulundurulmalıdır.

6. deney yöntemi: davranışları neden sonuç ilişkisi içinde inceler. diğer
yöntemler sadece olan davranışları kestirmeye ve açıklamaya çalışır. bir etki yapar ve tepkiyi inceler. en az bir bağımlı bir de bağımsız değişken gerekir. bağımsız değişkenin bağımlı değişken üzerindeki etkisi incelenir. bağımsız değişken etki (uyarıcı), bağımlı değişken tepkidir (davranış). deney yaparken: bağımsız değişkenin bağımlı değişkeni etkileyip etkilemediği, ne derecede etkilediğine bakılır. araya giren farklı değişkenler kontrol altına alınır ve aynı seviyedeki insanlara uygulanır. hawthorne etkisi bununla bulunmuş.

algilama
algılama: çevredeki fiziksel-sosyal uyarıcıları yorumlandırma sürecidir. her uyarıcı herkeste aynı tepkiye yol açmaz. uyarıcının ve bireyin özellikleri algılamayı etkiler.
uyarıcı: daha parlaksa, daha öndeyse vb).
birey: açlık, tokluk, deneyimler, korku vb. algılama üzerinde etkili olur. iltifat– hakaret.
1. fiziksel algı: insandan insana çok fazla değişmez. fiziksel illüzyonlar herkes için aynıdır. işığın kırılması vb.
2. sosyal algı: insanların davranışlarını, sözlerini algılayıp anlamlandırmada bireyin kişisel farklılıkları daha çok rol oynar.
algilama sürecinin özellikleri
1. seçicilik – ayırt edicilik: çevredeki her uyarıcıyı fark edip algılayamayız, ancak ilgi duyduğumuz, önemsediğimiz, fark ettiklerimizi algılarız. gazetede sağlık sayfalarına ilk kez doktorlar bakar.
2. yapılaştırıcılık: çevredeki uyarıları kopuk parçalar halinde değil birleştirerek- anlamlı bütünler haline getirerek algılarız. bir kaç özelliğini bildiğimiz kişiyle ilgili algılar arasında boşlukları (halo etkisiyle) tamamlarız ve bütün olarak algılarız. daha sonra gelen uyarıları reddetme eğilimine gireriz (o hırsız olamaz). ***bütün parçaların toplamından daha farklıdır. geştalt psikolojisi. (7 notayla milyonlarca farklı şarkı oluşur)
3. anlamlandırıcılık: insan uyarıcılara kendi beklentileri doğrultusunda anlamlar yükler.
4. kalıcılık: bir algı oluştuktan sonra değişmesi zordur. birini iyi insan olarak kabul ettiysen onu reddetmek zordur. kar karanlıkta gri de gözükse beyaz olarak algılanır.

yükleme kurami
insanlar diğer insanları yorumlarken, niyetlerini anlamaya çalışırken
onların davranışlarını duruma ve kişiye atfederler (yüklerler). bir insanın en çok kaçındığı şey belirsizliktir. bu yüzden bir bütün oluşturma ihtiyacı hisseder. karşısındaki insanın davranışlarının durumdan mı yoksa kişilkten mi kaynaklandığını belirlemeye çalışır.
eğer bir davranış görüş birliği davranışıysa = duruma yüklenir
görüş birliği dav. değilse = kişiye yüklenir.
herkesin beğendiği filmi o da beğendi = duruma
beğenmedi = kişiye.
herkes dilenciye para verdi o da verdi = duruma
vermedi = kişiye
tutarlılığa bakılır *** eğer tutarlıysa kişiye yüklenir.
sürekli geciken kişinin gecikmesi kişiye yüklenir. bir kere geç kalırsa duruma yüklenir. insanlar olumsuz davranışlarını duruma yükleme yaparlar. olumlu olanları da kişiye yüklerler = savunma mekanizması.

kendini doğrulayan kehanet
bir insana yönelik ne yönde beklentin varsa o insana o yönde davranırsın ve o da beklediğin duruma gelir. 40 kere söylersen olurmuş. bir insanı nasıl algılıyorsan sonuçta o hale gelir.

güdüle(n)me / motivasyon
güdü: davranışta bulunma isteği. bireyi amaca yönelik davranışa geçiren istek ya da ihtiyaç. her ihtiyaç insanı davranışa sevk etmeyebilir. güdünün bireyi davranışa yönlendirmesi amaca yönelik olmalıdır. ihtiyaçlar sosyal ya da biyolojik olabilir.

ihtiyaç arttığı halde güdülenme artmayabilir. uzun süre susuz kalanlar umudu keser. güdülenme ile davranışın şiddeti doğru orantılı değildir.

içgüdü: bir türün bütün üyelerinde görülen, işlevsel, otomatik, doğuştan gelen öğrenilmemiş davranışlar (göç).

güdü ikiye ayrılır: 1. dışsal güdü: ödül kişiye dışarıdan gelir.
ödül, davranışla ilgisizdir (çalışan çocuğa çikolata vermek)
para, terfi, hediye=dışsal güdü.
2. içsel güdü: ödül davranışın içinden geliyorsa,
davranışın kendisi ödülse (ilgi merak, başarı güdüsü.
ödülü =gurur, zevk,vb.)

dışsal güdüler içsel güdüleri zayıflatabilir. ödül
davranışla ilgili değilse, dış kaynaklıysa ödül kalkınca davranış da değişir. kalıcılık sağlanamaz. iş dizaynıyla işleri kişi için anlamlı, tatmin edici ve kendini önemli hissedeceği biçimde düzenlemek içsel güdüyü ortaya çıkartır. kişileri amaca katmak bu yüzden önemli.

sosyal güdüler: dışsaldır: 3 farklı türü vardır:
a. işbirlikçi güdüler: işbirliği ön plana çıkar. grup ödevi gibi. birinin amaca ulaşması diğerlerine de yardım eder. çabalar birleşir, yardımlaşma vardır.
b. rekabetçi güdüler: birinin ulaşması durumunda, diğerlerinin kaçıracağı, yoksun kalacağı ödül var. destek olmaz, köstek olunur. kaynaklar kısıtlı olduğunda ortaya çıkar. birinin amaca ulaşması, diğerlerini engeller.
c. bireyci güdüler: herkesin her şeyi elde etme şansı vardır. bireylerin iyi olması diğerlerini etkilemez.

güdülenme kuramlari (bkz: dozito ibabe)
1. dürtü kurami: dürtüler: fizyolojik güdülerdir. açlık, susuzluk, cinsellik vb. güdülenmiş tüm davranışlar dürtüklerden kaynaklanır. ama bu kuram eksik çünkü sosyal davranışlar komplekstir ve sadece dürtülerle açıklanamaz.

2. özendirici uyarici kurami: dürtü kuramına tepki olarak ortaya çıkmıştır. dışarıdan gelen uyarıcılarla davranışa geçilir. kişi aç olmasa da ikram edileni yer. içten gelenle değil, dıştan çekenle davranışa geçilir. uyarıcının çekiciliği davranışta bulunma isteği yaratır. gereksiz alışveriş yapılması vb.
3. it – çek kurami: iki kuramı da kapsar. insan hem içten itilmeyle (dürtü) hem de dıştan çekilmeyle (uyarıcı) davranışa geçerler. her ikisi bir aradaysa davranışa geçmek kolaylaşır. malları güzel ambalajlamak (dışsal güdü) yeterli olmaz, ihtiyaç (içsel güdü) da yaratmak gerekir.

4. optimal düzeyde uyarilma kurami: insanlar ne aşırı ne de eksik uyarılmaya tahammül edemezler. çok karanlıksa lambaları açarlar, aydınlıksa perdeleri kapatırlar. optimal düzeyde uyarıcı sağlamaya çalışır.
yukaridakilerin tümü geneli değil spesifik durumlari açiklar

5. ihtiyaçlar hiyerarşisi kurami: evrenseldir
maslow = insanın ihtiyaçları sonsuzdur ama bir sıralaması vardır. basamaksal biçimde suıralanan ihtiyaçların alt düzeydekini tatmin etmeden üst düzeydekini elde etmek güdüleyici olmaz.

***işletmelerde amaç dış kaynaklı güdüleri tatmin edip, içten güdülenmeye ortam hazırlamaktır.

6. başari güdüsü kurami: mc clelland’ın kuramı. evrenseldir.
insanlar temelde 3 ihtiyaçla güdülenir.
1. bağlılık: diğer insanlara hoş görünme, onaylanma. (sosyal-dış kaynaklı)
2. güç: diğer insanlara istediğini yaptırabilme. üstün olmak, yönlendirmek
(sosyal – dış kaynaklı) mevkii elde ederek diğerlerini etkileme, rekabetçi.
3. başarı: kendisine saygı duymak, gurur duymak (bireysel – içsel güdü).
çok zor işleri yada çok kolay işleri değil orta güçlükteki işleri hedefler başarıya ulaşmak için ve gelişimini görmek amacıyla geri bildirim ister.

7. beklenti değer kurami: vroom’un kuramı. evrenseldir. güdülenebilmek için kişi çabanın istenen performans düzeyine ulaşabilmesini sağlayacağını bilmelidir. ödül garanti mi? ödülün ihtiyacı karşılayacak mı?
çaba ile istenen performans düzeyi arasındaki ilişki çok kuvvetli olmalıdır. erişilemeyecek hedefler konursa güdülenme olmaz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://psikonat.logu2.com
CEZMİİ" target="_parent">CEZMİİ
Süper Üye
Süper Üye
avatar

Erkek
Yaş : Kayıt tarihi : 11/03/08 Mesaj Sayısı : 133 Nerden : YÜKSEKOVA(Gewer) İş/Hobiler : Kaçıncı Sınıf :

MesajKonu: Geri: Psikoloji Okulu....   Çarş. Nis. 09, 2008 4:01 pm

[b]duygular

1. süreye göre
a. kısa süreli: =kaynağı belli, şiddetli.
heyecan
(korku, heyecan, öfke)
b. daha uzun süreli: = kaynağı belirsiz, şiddeti düşük.
mud
(karamsarlık, kötümserlik)
c. en uzun süreli: =kalıtsal, doğuştan. fizyolojik
mizaç
(ağırkanlılık, sakinlik, inatçılık)

2. olumlu / olumsuz oluşuna göre:
a. olumsuz: üzüntü, keder vb.
b. olumlu: sevinç, mutlululuk, gurur, tatmin vb.
c. hem olumlu hem olumsuz: merhamet, şaşkınlık vb.

3. aktif / pasif oluşuna göre: insanı harekete geçirebilir (sevinç, korku, öfke); veya insanı pasif hale getirebilir (üzüntü, tatmin, gurur)

birincil duygular (diğer duygular bunlardan türemiştir)
üzüntü
öfke
korku
sevinç

duygunun boyutlari
1. sosyal boyut: insanlar karşısındakilere göre, toplumsal kurallar, normlar, rollere göre duygularını şekillendirmek zorunda kalırlar. sosyal çevre nedeniyle bazı duygular bastırılmalıdır. (cenazede gülünmez, partide somurtulmaz vb.) işteki başarı bazı duyguları bastırmayı gerektirebilir. (hostes, turizmci)

2. fizyolojik boyut: duyguların fizyolojik boyutundan endokrin (hormonlar, iç salgı bezleri) sistem ve otonom sinir sistemi sorumludur. duygu sırasında istem dışı kas hareketleri meydana gelir. epinefrin (saldırgan, aktif duygular) ve norpinefrin (kaygı vb. pasif duygular) hormonları artar – azalır.

3. bilişsel boyut: bir duygunun yaşanması için algılanması gerekir. korkmak için bile bir zeka düzeyi gerekir. duygusal zeka burayla ilgilidir.

duygu kuramlari

1. james – lange kuramı: duyguların oluşumunu açıklamaya çalışır. bu kurama göre önce fiziksel tepki meydana gelir, daha sonra duygular açığa çıkar. duygu algılanınca fiziksel değişiklikler oluyor (kalp çarpıyor) kişi korktuğunu anlıyor.

2. sosyo-biyolojik heyecan kuramı: duyguların işlevini açıklamaya çalışıyor.
duygular işlevseldir. birçok duygu insan için yararlıdır. duyguların sosyal ve biyolojik işlevleri vardır.
a. duyguların sosyal işlevleri: duygular insanları birbirlerine yakınlaştırır. derdin varsa herkes yardıma koşar. sevinçte paylaşma olur.

b. duyguların biyolojik işlevleri: duygular sırasında vücutta oluşan değişiklikler insana yararlıdır. öfke enerjiyi artırır, kan pıhtılaşmasını hızlandırır vb.

öğrenme
öğrenmede sadece yeni bilgi değil, davranış kazanımı da söz konusudur. bilgi, davranış, tutum, düşünce ve duygularda değişiklik öğrenme’dir. bilinçli olarak ya da daha bilinçsizce gerçekleşir.

öğrenme yollari
1. bilişsel öğrenme: düşünerek, hatırlayarak, algılayarak, bağlantılar kurarak olaylar arasında neden sonuç ilişkileri kurarak olur. düşünerek yapılır, tesadüfi değildir. hayvanlar da böyle öğrenir.
2. çağrışımlı öğrenme: otomatik olarak bilinçsizce öğrenilir, düşünme algılama yoktur.
3. gözlem ve taklit yoluyla öğrenme: kısmen bilinçli, kısmen bilinçsizdir. geçici, bilinçsizdir. taklit edilen kişiye verilen değer ortadan kalkınca öğrenme biter.

çağrişimli öğrenme
1. klasik koşullanma:
doğal uyarıcıya verilen doğal tepki var. (et--- salya).
buna nötr uyarıcı ekle. (işık + et ---salya) tekrar. tekrar
doğalı kaldır. nötrü ver. tepki devam ediyor. bu durumda ışık (eski nötr uyarıcı) koşullu uyarıcı oluyor. salya da ( eski doğal tepki) koşullu tepki oluyor.
(ışık ---salya) = koşullanma
uyarıcı genellemesi koşullanmadan sonra koşullu uyarıcının benzerlerine de tepki verilmesi. beyaz ışığa tepki veren yeşile de veriyor.

ikinci dereceden koşullanma: koşullu uyarıcıyla beraber yeniden bir nötr uyarıcı veriliyor ve yeni bir koşullanma meydana getiriliyorsa buna ikinci dereceden koşullanma adı verilir.
nötr uyarıcı (zil) + koşullu uyarıcı (ışık) koşullu tepki (salya)
zil --- salya ikinci dereceden koşullanma

uyarıcı genellemesi ile ikinci dereceden koşullanma arasındaki fark uyarıcı genellemesinde aynı uyarıcının benzeri, ikinci dereceden koşullanmada ise uyarıcılar tamamen farklıdır. zil ile ışık farklıdır.

klasik koşullanma: nötr ve doğal uyarıcı arasında bağ kurulması ve tekrar tekrar ortaya konulması. (elinde top olan çocuğun sobadan elinin yanması, toptan korkması / uğur ve uğursuzluk inançları/ azarcı öğretmen matematiğe gelince matematikten soğuması, eğer matematik benzeri derslerden de soğuyorsa uyarıcı genellemesi, matematik perşembe günü, perşembeden de huzursuzlaşıyorsa ikinci dereceden koşullanma)
klasik koşullanmayla öğrenme uzun süreli değildir. bir süre sonra tepki ortadan kalkar
buna sönme denir. sönme ne kadar geçse öğrenme o kadar kalıcıdır.

2. edimsel koşullanma:
doğal uyarıcı yerine pekiştireç vardır. davranışı başlatan bir uyarıcı değil bir davranıştır. pekiştireç davranışın ileride görülme sıklığını artırır. davranışın ulaştığı istenen sonuçtur. davranış --- pekiştireç
pekiştireç iki türlüdür: olumlu (ödül), olumsuz (kötü durumdan kurtulma) pekiştireç klasik koşullanmadaki doğal uyarıcının yerini tutar.
ikincil pekiştireç: pekiştirecin yerini alan, ödülün habercisi olan şey. paranın kendisi bir işe yaramaz ama bir çok şeyin satın alınabileceğinin göstergesidir. kuponlar bir işe yaramaz ödüle ulaştırır. ikincil pekiştireç bir süre sonra ödülün yerini alır ve ödül almış gibi etki yapar. edimsel genelleme: güvercinin ışıklı her şeyi gagalaması.

pekiştireç tarifeleri
ödül kalkınca sönme meydana gelir sönmeyi geciktirmek için pekiştireç tarifeleri kullanılır.
devamlı pekiştirme: en geçici öğrenme şeklidir. ödülün kesildiği daha çabuk farkedilir ve davranıştan çabuk vazgeçilir.
aralıklı pekiştirme: öğrenme daha uzun sürelidir. 3’e ayrılır.
a. sabit zamanlı: her iki saatte bir. devlet memuru.
b. sabit oranlı: her on davranışta bir. satış pazarlama. pirim. parça başı ücret.
c. değişken aralıklı: değişen aralıklarla. en uzun süreli öğrenme burada gerçekleşir. kumar. öğrenme en kalıcı sönme en geçtir.

ceza
1. ceza çekici ceza: amaç sadece cezalandırmaktır. söndürülmek istenen davranışın niteline uygun değildir. (sevgiyi esirgeme). psikolojik ya da fiziksel ceza olabilir. harçlık kes, döv.
2. karşılayıcı ceza: davranışla ilgilidir. telafi edicidir. daha bilinçli bir yaklaşımdır. çay döktün temizle. odanı topla.

kişilik
bir insanın oldukça sabit olan, sürekli olan davranışlarıdır. insanı tanımlayan, başka insanlardan ayıran kendine özgü davranışlar. bireyin çevresine kendisine özgü uyum biçimi. (iyilik sever/ içine kapanık)
kişilik – davranış farkı
kişilik: tutarlıdır, kısa zaman içinde değişmez, kişiye yükleme yapılabilecek (hep geç kalıyor-kişiliğinden) davranışlardır. ayırdedici, bireye özgü, başkalarından farklı kılıcıdır. yapılaşmış durumdadır. (suskun bir insan içe dönüktür, neşeli değildir).

kişilik kuramlari

1- özellikler kurami
kişilik özellikleri önemlidir.bir insana dışarıdan bakarak tutarlı, ayırt edici, yapılaşmış özelikleri gözlenerek sergilediği davranışlardan kişiliği davranışları tahmin edilmeye çalışılır.sıfat listeleri kullanılır. eleştirisi: bir ortamda gözleme yeterli değildir. gelişimsel boyutu yoktur.

2- psikoanalitik kuram : (biyolojik + sosyal faktörler)
biliçaltı duygular ve güdüler önemlidir. id ve süperegonun arasındaki farklı dengelerle kişilik belirlenir. id baskınsa kişi saldırgan, bencil, yetişkin olgunluğuna sahip olmayan, başkalarının sevmeyen, sabırsız, çocuksudur. süperego baskınsa kişi kendine karşı kontrollü, kuralcı, kısıtlayıcı, yasaklayıcıdır. gelişimsel boyutu vardır.
psikoseksüel gelişim dönemleri
0-1 oral dönem
1-3 anal dönem
3-5 odipal dönem
5-ergenlik başlangıcı (12-13) latens dönem
ergenlik + yetişkinlik genital dönem
oral: bebeklik dönemi, kaşıkla beslersen doyumsuz. çok emerse de aşırı doyum. oburluk, gevezelik, içki sigara bağımlılığı,
anal: çocuk kaslarını kontrol etmeye başlar. inat çağıdır. çok sıkılır ve cezalandırılırsa cimri, paylaşmayan, kuralcı çok serbest olursa savruk ve düzensiz olur.
odipal: çocuk cinselliği keşfeder. karşı cinsi kıskanır duyar. erkek çocuk babayı, kız anneyi kıskanır. erkek anneye, kız babaya düşkündür. süperego gelişmeye başlar. çocuk kendi cinsiyle özdeşim kuruyor. ilerdeki saplantısı büyük yaştakilere ilgi duyma olur. farkli cinsle ozdesim kurma olur.
latens: cinsel duygular durgundur. yeni sosyal roller benimsenir, karşı cinse yakın ilgi yoktur.
genital: oral, anal, odipus dönemdeki anne baba hataları bu dönemde saplantı olarak ortaya çıkar.
eleştirisi: deneysel değildir. klinik bulgulara dayanılıyor. cinsellik aşırı vurgulanmış, tüm insanlar nörotik kabul ediliyor.

3- öğrenme kurami:
gelişimsel bakış açısı vardır.
kişilik sonradan kazanılan sosyal faktörlerle oluşur.
model alma: kişilik gelişirken insan çevresindekileri model alır.
klasik koşullanma: birisini çok seviyorsun, köpeği var, köpeklere nötrsün, sonunda köpeği de seviyorsun, sonra tüm köpekleri + tüm hayvanları sevmeye başlıyorsun.
edimsel koşullanma: evde hep istediğini tepinerek elde ediyorsun, okulda da işte de bunu sürdürüyor. bu davranış pekişiyor ve kişilik özelliği oluyor.
kişilik: geçmişte özellikle edimsel koşullanma yoluyla oluşan davranışın genellenmesiyle oluşur. (kumar tutkusu, gözü karalık)
eleştirisi: doğuştan gelen özellikler göz ardı edilmiştir.

örgütsel kişilik: belli bir örgüte üye olanların o örgütteki değerler, anılar, olaylar, kişiler, etkisi altında gelişen kişiliktir.
mesleki kişilik: bazı mesleğin taşıması gereken değerler kişilere empoze edilir. hostesler sürekli gülmeli. bunları içselleştiren insan mesleki kişilik kazanmış olur.
ulusal kişilik:

engellenme / çatişma / savunma mekanizmalari
engellenme olması için güdülenme olması gerekir. engellenme: güdülenmiş davranışın bir şekilde amacına ulaşamamasıdır. engellenme sonucunda kişi amacını ya da amaca ulaşma yolunu değiştirir ya da geri çekilir, engele teslim olur, amacından vazgeçer ya da amaca ulaşmak için engele saldırır.
engellenme 3 türlüdür;
a. çevresel engellenme: fiziksel/sosyal çevreden gelen engellenmedir. yarın sınav var herşey hazır çalışacaksın elektrikler kesildi / misafir geldi. işe başvurdun torpil koydu başkası girdi işe.
b. kişisel engellenme: kişinin kendi özelliklerinden / eksikliklerinden kaynaklanan engellenmedir. tam çalışmaya başlayacaksın her şey hazır başın ağrıyor. işe başvurdun çok istiyorsun dil bilmiyorsun / askerlik yapmamışsın.
c. çatışmalardan kaynaklanan engellenme: bireyin kendi içinde yaşadığı çatışmalarda birden fazla birbiriyle çelişen güdüler vardır. kişi birini seçmek zorundadır. birini seçince diğerinden yoksun kalacaktır. yaklaşma güdüsüyle sadece birine erişecek, kaçma güdüsüyle sadece birinden kurtulacaktır.
çatışma 3 çeşittir.
yaklaşma – yaklaşma: + birey + iki aynı derecede istenen amaç vardır. birey birine ulaşınca diğerini kaçıracaktır. birine yaklaştıkça diğerinin çekimi azalır. karar vermek ve çatışmayı çözmek daha kolaydır.
kaçinma – kaçinma: - birey - kişi aynı derecede olumsuz olan iki amaç objenin ortasındadır. ikisini de istemez ama birine mecburdur. birine yaklaşınca onun iticiliği artar. çözümü daha zordur. iki kötü seçmeli ders.
yaklaşma – kaçinma:
amaç objenin olumlu ve olumsuz yönleri eşittir. birey hem itiliyor hem çekiliyor. iş buldu, ücreti iyi ama şehri kötü, dişi ağrıyor ama dişçiye gitmek istemiyor. olumlu yönlerinden dolayı seçince olumsuz yönlerinden kaçınamayacaktır. o yüzden engellenme olur.
en büyük çatişma id ve süperego çatışmasıdır. id in baskın olması ve süperegoyu aşmasından duyulan kaygı engellenme yaratır. süperegosu kuvvetli olan daha çok engeller, davranış bozukluklarına daha yatkındır. id ve süperego arasındaki çatışma kişiyi bir takım savunma mekanizmaları bulmaya yöneltir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://psikonat.logu2.com
CEZMİİ" target="_parent">CEZMİİ
Süper Üye
Süper Üye
avatar

Erkek
Yaş : Kayıt tarihi : 11/03/08 Mesaj Sayısı : 133 Nerden : YÜKSEKOVA(Gewer) İş/Hobiler : Kaçıncı Sınıf :

MesajKonu: Geri: Psikoloji Okulu....   Çarş. Nis. 09, 2008 4:05 pm

savunma mekanizmalari:

kişiyi rahatlatır. kişinin gerçek duygu ve güdülerini çevrenin onaylayacağı biçimde yaşamasını sağlar.

1. bastırma (bilinç altına itme): rahatsız eden duygu, güdü, anı olmamış gibi bilinç düzeyinden uzaklaştırılır. rüyalarla, dil sürçmeleriyle ortaya çıkar. tüm savunma mekanizmalarında bastırma vardır.

2. yön değiştirme: gerçek olumsuz güdü veya duygunun yöneldiği kişi ya da objenin değiştirilerek daha uygun kişi veya objenin hedef alınması. babasına kızar, çocuğunu döver, amirine kızar karısına bağırır.

3. karşıt tepki geliştirme: gerçek duygu ve güdüsünün tam tersi olan davranışları sergileme. beğenir ama sinir oluyormuş gibi yapar. toplumun onaylamayacağı duygu ve dürtüleri tam tersiymiş gibi davranma. anne sevmiyorsun çok seviyormuş gibi yapıyorsun. kendin de inanıyorsun. aşırılık varsa şüphelenmek lazım.

4. yansıtma: kendi hissettiği olumsuz duyguları sanki karşıdaki kendisine yöneltiyormuş gibi algılamak, iddia etmek. karısından nefret eden adamın karısının kendisini öldürmek istediğini düşünmesi. ileri boyutu davranış bozukluğu meydana getirir. özellikle yansıtma paranoid şizofreni, paranoyaya neden olabilir.

5. gerileme: aşırı olursa şizofreniye gider. gerçekte olması gereken davranışların geriye doğru gitmesi. sen abi oldun deyince ben bebeğim diye emzik emmesi. yeni evlenen kızın ilke gece baba evine dönmesi. kendi yaşının toplumsal beklenti ve sorunluluklarından kaçar. sürekli üniversiteye gider, işe başlamak istemez.

6. mantığa bürüme: gerçek duygu / gerçek güdü mantıklı açıklamalar getirilerek gülünç durumdan çıkartılır. asansöre binmeyenin merdivenden çıkıp spor yaptığını düşünmesi.

7. yüceltme: olumsuz bir güdü / duyguyu çok iyi, olumlu bir duyguymuş / güdüymüş gibi iddia etmek, düşünmek, yaşamak. kavgacı çocuğun boksör olması, öldürme güdüsü olanın avcı olması. olumsuz güdüleri toplumun kabul edeceği şekilde yaşamak.

8. hayal kurma: hayal gerçekmiş gibi, gerçekliği reddederek yaşamak. büyük acılardan sonra olur. gerçekten sapma vardır.

9. ödünleme: bir eksiğini, bir başarısıyla telafi etme. matematiği kötü olan öğrencinin sporda başarılı olması.

10. duygusal yalıtım: kişi kendisini bir çok duygulardan arındırır. herkes sevinirken sevinmez, üzülürken üzülmez. kişi hissetmesi gereken duyguları hissetmez, daha önce bu duygulardan acı çekmiş olabilir. duygularını paylaşmaz.

savunma mekanizmaları çok kullanılırsa davranış bozukluğuna yol açar, kişi bunlara kendisi de inanır, gerçeklerden sapma olur.

davraniş bozukluklari

toplumda çoğunluğun davranışlarından farklı olan davranışlar, davranış bozukluğu olarak kabul edilir ama psikoanalitik kurama göre herkes nevrotiktir.
üçe ayrılır:
nevroz (nörotik)
psikoz (ileri derecede dav. bozukluklarıdır. gerçek dünyadan kopar, psikotik) gerçek dünyayla bağlar kopar, kişi hayal alemindedir. sanrılar görür. her bir türü bir savunma mekanizmasının aşırı şeklidir. psikoz kalıtsaldır. koşullar, sosyal ortam, yetişme koşulları önemlidir. stresli dönemlerde daha çok ortaya çıkar.
psikopati (kişilik bozukluğudur, suç işlemekten zevk alan, acıma duygusu olamayan kişiler, psikopat)

nevroz: hafif davranış bozukluklarıdır. (nörotik). kişinin gerçek dünyayla bağları kopmamıştır.
normal davranışlar yapmadığının farkındadır. kalıtsal değildir. sosyal çevre
etkilidir.anne baba nörötikse çocuk da nörotik olur.

nevroza yol açan hatali anne baba tutumlari

aşırı koruyucu tutumlar: aile çocuğa sorumluluk alma fırsatı vermez. her şeye karşı korunan çocuk kendini yetersiz görür, özgüveni gelişmez, girişimci değildir, bağımlı bir insan olarak yetişir.

reddedici yüksek standartlı tutumlar: çocuğun ne yaparsa yapsın yaranamadığı anne baba tutumlarıdır. her daha iyisini yapabilirdin denir. çocuk suçluluk duygusu içinde olur, kendisiyle barışık olmaz.

aşırı hoşgörülü tutumlar: tüm hatalar hoş karşılanır, çocuk ne yaparsa yapsın hoş görülür, vicdan ve empati duyuları gelişmez. psikopatiyi güçlendirir.

tutarsız tutumlar: bir gün onaylanan davranışın öbür gün eleştirilmesi ya da annenin onayladığını babanın eleştirmesi. çocuk sonucunu kestiremediği için kendi davranışlarına güvenemez. süperegonun (vicdanın) gelişimini engeller. psikopatiyi güçlendirir.

nevroz türleri
1. kaygı nevrozu: bilinç altında id’in süperegoyu bastırması kaygısı vardır. bilinç düzeyinde de kişi sürekli başına kötü bir şey geleceğini düşünür (evham) ütüyü unuttum, sınavda kalacağım, her şey beni bulur.

2. panik atak: kaygı nevrozunun biçimselleşmiş durumudur. çocukken aşırı koruyucu tutumlar altında büyüyen kişilerde görülür. artık korunmadığı için kendini korunmasız ve tehlikeye açık görür. reddedici yüksek standartlı tutumlarda bu nevroz gelişebiliriz.

3. fobi nevrozu: belli bir nesne veya duruma ilişkin normal dışı korku beslemek. tehlike olasılığı çok düşük olduğu halde bunu çok önemliymiş gibi algılamak. o nesneden uzak kalarak hayatını sürdürür. id’deki tüm olumsuz tepkilerin bir nesneye odaklanmasıdır. çevrenin koruyucu, kollayıcı olması kişiyi rahatlatır. aşırı koruyucu tutumlar ve reddedici yüksek standartlı tutumlar altında yetişen kişilerde görülebilir düşmanca duygular gelişebilir. anne babaya kızıp kediye yansıtma.

4. histeri nevrozu: organsal, fizyolojik belirtiler ortaya çıkar. kişinin aniden kör, sağır, felö olması. organik bir nedene bağlı değildir, geçicidir. bu süre boyunca kişi çevre tarafından korunur, hoş görülür, affedilir. bir takım sorumluluklarından kurtulur. aşırı koruyucu tutumlardan kaynaklanabilir, histerik bayılma, psikolojik gebelik.

5. nevrasteni nevrozu: psikoloji yorgunluk, bitkinlik durumu vardır. genelde sabah saatlerinde görülür, ilerleyen saatlerde işgününün bitiminde kişi çok aktif, hareketli olur. normal yorgunluktan farkı; kişi yorgun olması gereken zamanda dinlenmiş, dinlenmiş olması gereken zamanda yorgun hisseder. monoton işler yapanlarda görülebilir çevrenin desteğini, yardımını alır. aşırı koruyucu tutumlar ve aşırı hoşgörülü tutumlardan gelişebilir.

6. obsesyonel nevroz: obsesyon nörotik kişinin saçma olduğunu bildiği halde zihninden atamadığı, kendini yapmaktan alıkoyamadığı saplantılı düşünceler, inanışlardır. ellerini sürekli yıkamak, çizgilere basmamak, direğin etrafında 7 kere dönmeden işe gidememek. bu rahatsızlıkta bir rutin ve törensellik vardır. kişi kendini cezalandırmaktadır. bunun altında bir çok suçluluk duygusu vardır. süperego sürekli egoya zarar (ceza) verir. sadist bir süperego ve mazoşist bir ego vardır. reddedici, yüksek standartlı tutumlar en önemli nedenlerindendir. üstünü kirletmesin diyerek oynatılmayan çocuklar büyüyünce de kendini kısıtlar.

nevroz normal hayatı aksatmaz ama ileri giderse ve genetik yatkınlık da varsa psikoz başlangıcı da olabilir.

(bkz: copy paste degil alinteri)
[/b]

HEPSİNİ ÖĞRENDİKTEN SONRA KENDİNE GÜVENENİ KIRALLIĞIMDAN AZADEDEBİLİRİM
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://psikonat.logu2.com
*.ZUHAL.*" target="_parent">*.ZUHAL.*
Admin
Admin
avatar

Kadın
Yaş : 27 Kayıt tarihi : 09/03/08 Mesaj Sayısı : 374 Nerden : ::karanlığın olmadığı yerden:: İş/Hobiler : Kaçıncı Sınıf : 2. sınıf

MesajKonu: Geri: Psikoloji Okulu....   Perş. Nis. 10, 2008 1:44 pm

paylaşım için teşekkürler....
_________________
Mutsuzlukla beslenen karamsar ruhum!
Bu aralar sen çok doydun;
Ben çok yoruldum...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://marmarapdr.darkbb.com
mehmet 1,5" target="_parent">mehmet 1,5
Süper Üye
Süper Üye
avatar


Yaş : Kayıt tarihi : 14/03/08 Mesaj Sayısı : 103 Nerden : İş/Hobiler : Kaçıncı Sınıf :

MesajKonu: Geri: Psikoloji Okulu....   Perş. Nis. 10, 2008 7:05 pm

ALLAH O SİHİRLİ PARMAKLARINA KUVVET VERSİN
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ö*M*E*R" target="_parent">Ö*M*E*R
Süper Üye
Süper Üye
avatar

Erkek
Yaş : 27 Kayıt tarihi : 12/03/08 Mesaj Sayısı : 292 Nerden : DARBOĞAZ(niğde) İş/Hobiler : ÖĞRENCİ Kaçıncı Sınıf :

MesajKonu: Geri: Psikoloji Okulu....   C.tesi Nis. 12, 2008 4:03 pm

AMİN
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör

Psikoloji Okulu....

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik :: EĞİTİM BİLİMLERİ :: Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik -
Yetkinforum.com | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Kendi blogunuzu yaratın