Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik

Marmara_pdr_2007 Girişliler Paylaşım Sitesi
 
AnasayfaAnasayfa  PortalPortal  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

 

ERGENLİK VE ERGENLİK ÇAĞI PSİKOLOJİSİ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Yazar Mesaj
*.ZUHAL.*" target="_parent">*.ZUHAL.*
Admin
Admin
avatar

Kadın
Yaş : 27 Kayıt tarihi : 09/03/08 Mesaj Sayısı : 374 Nerden : ::karanlığın olmadığı yerden:: İş/Hobiler : Kaçıncı Sınıf : 2. sınıf

MesajKonu: ERGENLİK VE ERGENLİK ÇAĞI PSİKOLOJİSİ   Perş. Nis. 10, 2008 6:41 pm

ERGENLİK VE ERGENLİK ÇAĞI PSİKOLOJİSİ

Ergenliğin Tanımı: Ergenlik çocuklukla yetişkinlik arasında kalan bir ara dönemdir. Ergenlik dönemi duygusal oluşumların, zihinsel değişimlerin, fiziksel olgunluğun bir bileşimidir. Bu dönemde olanlar heyecanlandırıcı ve canlandırıcı, aynı zamanda da ürkütücü ve karıştırıcıdır. Ergenlik belirli yaşlarla sınırlı olmayan bir dönemdir. Bunun yanı sıra ergenlik kelimesinin yerine gençlikte kullanılmaktadır. Ergenlik; buluğ çağına erme sebebi ile biyo-psikolojik bakımdan çocukluğun sonu ile toplum hayatında sorumluluk alma dönemi olan çocukluk ve gençlik arasında kalan 12-24 yaşları arasındaki gruptur.

Ergenliğin yaş sınırları oldukça geniş tutulmaya çalışılmıştır, bunun sebebi bireysel ayrılıklardır. Sağlık ve bedensel yönden koşullar iyileştikçe ergenlik yıllarının başlangıcı olarak kabul edilen erinlik daha küçük yaşlarda ortaya çıkmaktadır.. Ergenin somut yapısı ile ilgili olarak en önemli gelişmeler boy ve ağırlık artışı, iskelet ve kas gelişimi, iç salgı sistemindeki gelişme ve çeşitli organlarda görülen büyümelerdi. Ergenlik dönemi insan gelişimindeki en hızlı büyüme evresinden birini oluşturmaktadır.

Erkekte ses değişir ve kalınlaşır. Kızda göğüsler gelişir ve gövdede belirli bölgelerde yağlanmalar görülür. Ergenlik değişikleri kızlarda genellikle 1-2 yıl önce başlar ve biter. Ergen , biyolojik gelişim döneminde, hormon dengesinde bir takım değişikler yaşamakta ve buna bağlı olarak da farklı duygu ve davranışlar oluşmaktadır. Örneğin; karşı cinsten hoşlanma, çabuk sinirlenme, hırçınlık…

Bu dönemde dengeli ve uyumlu ilkokul çocuğu gider, yerine oldukça tedirgin, güç beğenen ve çabuk tepki gösteren bir genç gelir. Duyguları hızlı iniş çıkışlar gösterir. Çabuk sevinir, çabuk öfkelenir, olur olmaz şeyleri sorun yapar, tepkileri önceden kestirilemez olur. Derslere ilgisi azalmış olur, çalışma düzeni bozulmuştur, istekleri artmıştır. Kendine tanınan hakları yersiz bulur. Evdeki kuralların ağırlığından ve sıklığından yakınır. Ana-babanın uyarılarına birden tepki gösterir, inatçıdır. Evde pek durmak istemez dağınıktır, savruktur, gürültülü müzikten, yalnız kalmaktan ve gizlilikten hoşlanır. Bunun yanı sıra akran gruplarına yönelim başlar. Çoğunlukla arkadaşlarıyla birlikte olmak ister. Ergen için bir gruba ait olmak önem taşır. Grubun norm ve değerlerine uyum sağlar. Kişiliğin geliştiği dönemler ”Ben kimim? Neyim? Ne yapmak istiyorum?” sorularına yanıt arar.

Ergenin benliği yalnızca yaşı ilerleyip boyunun uzaması nedeniyle olgunlaşmaz. Olgunluk,bazı belirli kişiler arası deneyimler ve eğitsel sonuçlar ya da başarılar sonucunda gelişmektedir. Büyümenin değişik evrelerinde başarması gereken belirgin görevler ergenlik dönemi içinde geçerlidir. O görevlerin başarılı bir şekilde tamamlanması bireyi daha ileri düzeyde bir büyümeye hazırlar.

Ergen bir erkeği ve kızı bekleyen temel gelişim görevleri şunlardır:

_ Her iki cinsten yaşıtlarıyla yeni ve daha olgun ilişkilerde başarılı olmak.

_ Erkek ve kadın toplumsal rolünü başarmak.

_ Fiziksel görünüşünü kabul etmek ve bedenini etkili bir şekilde kullanmak.

_ Ana babadan ve diğer yetişkinlerden duygusal bağımsızlığını kazanmak.

_ Ekonomik bağımsızlık güvencesini kazanmak.

_ Bir meslek seçmek ve ona hazırlanmak.

_ Evlilik ve aile yaşamı için hazırlanmak.

_ Yurttaşlık yeterliliği için gerekli zihinsel becerileri ve kavramları geliştirmek.

_ Toplumsal olarak sorumlu davranışı istemek ve yerine getirmek.

_ Davranışa rehber olarak bir değerler takımı ve bir etik (ahlak) sistemi oluşturmak.

Bir anlamda bu on gelişim görevi,başarılı bir yetişkin yaşamı için gerekli olan öğrenmelerin ve başarıların ön şartı olmaktadır.

Benlik, bir kişinin bilinçli bir şekilde kendi varoluşu olarak adlandırabildiklerinin toplamıdır. Deneyimlerden çıkartılan düzenlenmiş bir bilişsel yapı (farkındalığımız) olarak değerlendirilebilir. Bunlar kendimizi bir varlık olarak nasıl değerlendirdiğimize ilişkin fikirlerdir.

Benlik saygısı, bireyin benliği beğenme ve değerli bulma derecesidir. Her birimiz “ben böyle bir kişiyim” tarafından yapılandırılmış belirli bir benlik imgesine sahibizdir. Benlik duygusu,yalnızca ideal olarak olmak istediğiyle değil, aynı zamanda diğer insanlarla olan etkileşimde kendi benliğini nasıl gördüğüyle de ilgilidir. Bu karşılaştırma,ergenlik yıllarında daha fazla enerji ve yoğunluk taşıdığı gibi ben merkezlilik çerçevesinde kendini gösterir.

Gerçekte benlik ergenlik döneminden önce gelişmeye başlar. Benliğin gelişiminde ana baba tutumları, yaşıtlarıyla ilişkileri etkide bulunur. Ana babalar farkında olmadan, ergenin bazen daha genç çocuk gibi bir benliği oynadığı ve bazen de daha olgun yetişkin gibi bir benliği kazanma arzuları arasındaki çatışmanın kurbanları olmaktadır. Bir dönem için bu hem ana baba hem de ergen için karışıklık yaratmaktadır. Ergen, genç ve yaşlı benliği arasında gidip geldikçe,ana babalar hangi benliğe tepkide bulunacakları konusunda kararsız kalmaktadır. Bunu yalnızca zaman halledebilir ve bilge yetişkinler ergenliğin yalnızca bir büyüme dönemi olmadığını, aynı zamanda dışa açılma dönemi olduğunu da bilirler.

Fiziksel gelişim ve bireyin büyüme hızı, benlik duygusunda güçlü bir etkiye sahiptir.

Düşük benlik saygısı, güven eksikliği veya değersizlik duyguları bir genci, okul başarısızlığı, devamsızlık veya ilaç kullanımı gibi kendini yenilgiye uğratıcı davranışlara götürebilir. Ana babalar ve eğitimciler bütün bu zarar verici davranışlarla ilgilenirken, sıklıkla altında yatan duygusal konuları göz ardı ederler. Ergenlerdeki depresyon, düşük benlik saygısı ve çaresizlikle güçlü bir şekilde bağlantılıdır. Her nasılsa depresyondaki ergenin bazen bunu tanımlaması zor olabilir, çünkü o, saldırgan ve dikkat çekici davranışlar gösterebilir ya da içine kapanabilir. Depresyonun ana öğesi bir süreden beri var olan değersizlik duygusudur. Kendini olumsuz bir yöne sevk edebilir, görünüşüne çok az ya da hiç önem vermeyebilir ve okulda problemler yaşayabilir. Kızgınlık patlamaları olabilir. Öğrenci okula gitmeyi reddedebilir, çünkü yetersizlik hisseder. Bütün bunlar düşük benlik değerinin yoğun bir şekilde yaşanmasına bağlı olabilir.

Düşük benlik saygısı, ana-baba ve okulun çabalarıyla değiştirilebilmektedir. Öğrencilerin cesaretlerinin kırılması yerine, riskleri göze alabilecekleri ve başarısızlıklarından öğrenebilecekleri şeklinde güven duyulmasına ihtiyaçları vardır. Başarı ya da başarısızlık çoğunlukla zeka düzeyinin yüksekliğinden çok benlik saygısı ile bağlantılıdır. Ana-baba ve öğretmenler, dereceler ya da notlara değil çabaya odaklanabilir ve destekleyici olabilirler. Gerçekliği cesaretlendirebilir ve çocuğun kızgınlığını görmezden gelebilirler. Cesareti kırılmış ve yetersizlik yaşayan birinin çevresindeki önemli kişilerden destek almadan okulda üretici olması çok zordur.

Çocuğunuz ergenliğin stresini yaşarken, onun benlik saygısının oluşmasına yardım etmenin yollarını bilmek gereklidir.

Bunları şöyle sıralayabiliriz:

1- İyi,olumlu düşünceler,çalışmalar vb. için kredi verin. Belki bir ayrıcalık,bir ödül verilebilir ya da ödül sözcüğü söylenebilir.

2- Duygularına saygı gösterin ve onu yargılamaktan kaçının. Şikayetlerini,endişelerini veya ilgilerini dinleyin ve onları anlamaya çalışın.

3- Çocuğunuza sorumluluklar verin ve başaracağına ilişkin ona güvenin.

4- Birlikte zaman harcayın.

5- Ona ilginizi gösterin.

6- Ondan beklentinizde mantıklı olun.

7- Çocuğunuz,desteğinize gereksinim duyduğunda bunun için hazır olun.

8- Profesyonellere danışın ve çocuğunuz intihara yönelik ya da kendine zarar verici düşüncelerini açıklarsa yardım isteyin.

Gençlik yalnızca olumsuzlukların yaşandığı, toplandığı bir çağ değildir. Gençlik; tatlı hayallerin, tutkuların ve idealizmin filizlendiği, sıkı arkadaşlıkların, ilk sevgilerin yaşandığı dönemdir. Yeniliğe ve ileriye doğru atılımların yapıldığı, kendini kanıtlama ve kendi kimliğini ortaya koyma çabalarının yaşandığı dönemdir.

ERİNLİK DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ

Erinlik diğer gelişim dönemlerinden farklı özellikleri olan bir evredir. Bu özellikler bir daha yaşam boyu görülmezler.

En önemlileri şunlardır:

Erinlik çakışan bir dönemdir: Erinlik çocukluğun sonlarına doğru başlar ve ergenlik yılarında devam eder. Çocuk cinsel olgunluk yaşına gelmeden birkaç yıl önce bir takım fiziksel ve davranışsal değişikler geçirmekte, ancak ergen sayılmamaktadır. Bu nedenle erinlik bir yandan çocukluk diğer yandan ergenlikle çakışan bir dönemdir.
Erinlik kısa bir dönemdir: 2 yıldan 4 yıla kadar uzayabilir. Erkeklerde 4, kızlarda 3 yıla kadar sürmektedir.
Erinlik hızlı bir değişme dönemidir: Erinlik, gerek fiziksel gerekse psikolojik değişikliklerin çok hızlı olduğu bir dönemdir. Bu hızlı değişme karmaşa , yetersizlik ve güvensizlik duygularına ve bir çok çocukta istenmeyen davranışlara yol açar.
Erinlik bir olumsuzluk evresidir: Olumsuzluk, bireyin karşıt bir tutum içine girmesini yada daha önce geliştirdiği bazı iyi niteliklerin olumsuzlaşmasını açıklar. Bu karşı tutum, özellikle erinliğin başlarında çok belirgin ve yoğundur.
Erinlik yaşı değişiktir: Erinlik yaşı çok küçük yaşlardan başlayarak 18-19 yaşlarına kadar herhangi bir yaşta yer alabilir. Ancak erinlik yaşı ortalama olarak kızlarda 13, erkeklerde 14 yaş olarak saptanmıştır.


Kaynak: www.havzaram.googlepages.com/ERGENLIKCAGIPSIKOLOJISI.doc
_________________
Mutsuzlukla beslenen karamsar ruhum!
Bu aralar sen çok doydun;
Ben çok yoruldum...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://marmarapdr.darkbb.com
Ö*M*E*R" target="_parent">Ö*M*E*R
Süper Üye
Süper Üye
avatar

Erkek
Yaş : 27 Kayıt tarihi : 12/03/08 Mesaj Sayısı : 292 Nerden : DARBOĞAZ(niğde) İş/Hobiler : ÖĞRENCİ Kaçıncı Sınıf :

MesajKonu: Geri: ERGENLİK VE ERGENLİK ÇAĞI PSİKOLOJİSİ   C.tesi Nis. 12, 2008 5:43 pm

" border="0" alt="" />
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ÖZKAN" target="_parent">ÖZKAN
Süper Üye
Süper Üye
avatar

Erkek
Yaş : 28 Kayıt tarihi : 19/03/08 Mesaj Sayısı : 228 Nerden : ANTALYA İş/Hobiler : GALATASARAY Kaçıncı Sınıf : 2.SINIF

MesajKonu: Geri: ERGENLİK VE ERGENLİK ÇAĞI PSİKOLOJİSİ   Çarş. Nis. 16, 2008 8:23 pm

DUYGUSAL GELİŞİM
Ergenliğin başlarındaki büyümenin hızlı oluşu, biyolojik-cinsel gelişmeye eşlik eden hormonel salgılar buluğda ve onu izleyen yıllardaki ergenin hem duygularında, hem de davranış ve tutumlarında belirgin farklılıklar sergilemesine neden olur.

Bunlar aşağıdaki gibi sıralanabilir:
Duyguların Yoğunluğunda Artış: Buluğdan başlayarak ergenin duygularının yoğunluğunda artma olur. Üzüntü, sevinç, öfke, korku gibi duygularını ifade ederken bu yoğunluk göze çarpar. Artan duygululuk ve coşku hali ergende duygularını dışa vurma ve ifade etme ihtiyacını doğurur. Olumsuz duygular el, kol hareketleri, yüz ifadesi ve bağırma gibi sözlü ve sözsüz davranışlarla dışa vurulurken, heyecan, coşku ve karşı cinse yönelik duygular şiir veya öykü yazma, hatıra defteri tutma aracılığı ile kağıda yansıtılır.
Aşık Olma: Karşı cinse yönelik ilgiler buluğ öncesinde başlar. Ergenlikte cinsel içerikli beğenme ve beğenilme arzusu bireye heyecan veren bir duygudur. Cinsler arasındaki yakınlaşma eğilimi, ergenliğin başlarında daha çok grupta bir arada olma isteği taşırken sonraları karşı cinsten belirli bireylere yönelmiş romantik duygular ortaya çıkar.
Mahcubiyet ve Çekingenlik:
Buluğ öncesinden başlayan ve buluğda da devam eden bir durumdur. Adeta vücutlarını saklamak isterler. Vücutlarında meydana gelen farklı zaman ve hızlardaki değişiklikleri saklamak ve ya kendi vücutlarını meraklı gözlerden saklama amacı taşıdığı düşünülebilir.
Aşırı Hayal Kurma: Biyolojik-cinsel gelişme, duygululuktaki artış ve zihinsel gelişme, ergenlerin akıllarından geçirdikleri yoğunluğunu ve niteliğini de değiştirir. Ergen hayal kurma yolu ile arzularını düşüncelerine yansıtır. Hayal konusu geleceğe yönelik tasarılar olabileceği gibi, gerçekleşmesini isteyebileceği herhangi bir isteği de olabilir. Hayalin içeriği genellikle karşı cinse yöneliktir. Hayal etme yaratıcı düşünceyi besleyen en önemli güçtür. Bu anlamda yararlıdır. Ancak gerçekleştirilmemiş istekler sanki olmuş gibi hayal ediliyorsa, o zaman ergenler için bir sığınma ve telafi etme aracı haline getirilmiş demektir.
Tedirgin ve Huzursuz Olma:Bu duygu ergenin karşı karşıya kaldığı stres uyarılarının etkisine göre ve uyaranları algılayış biçimine göre değişmektedir. Meydana gelen değişikliklere alışma çabalarının yanı sıra, akranları ve yetişkinlerle olan sosyal ilişkilerdeki aksamalar veya bu isteğin engellenmesi de huzursuzluk yaratabilir.
Yalnız Kalma İsteği: Buluğdaki bir kız veya erkek zaman zaman başkalarından uzaklaşmak, kendisi ile baş başa kalmak istiyor gibidir.
Çalışmaya Karşı İsteksizlik: Hızlı büyümenin olduğu bu dönemde ergenin bir miktar durgun ve atıl olduğu adeta hareket etmeye üşendiği zamanlar vardır. Çalışmaya daha az isteklidir. Vücut enerjisini adeta büyümeye harcıyor gibidir.
Çabuk Heyecanlanma: Ergen yeni durumlarla karşılaştığında, bu kendisi için alışık olmadığı bir durumsa heyecanlanıp korkabilir. Heyecan dengesi tam oluşmadığı için duygularının kontrolü zordur. Çoğu ergen heyecan verici durumlar karşısında kolayca kızabilir. Kızarma ergende korku yaratan istenmedik bir durumdur. Sadece bu korku tek başına ergeni heyecanlandırıp, kaygısını arttırabilir. Ergen bu durumda kendisinin başkaları tarafından aciz, güvensiz ve korkak gibi algılanabileceğini düşünür ve bu izlenimi bırakmaktan dolayı üzüntü duyar. Heyecanların kontrolü öğrenme ile kazanılır veya olgunlaştıkça belirli durumlar karşısında gösterilen duygusal tepkilerde dengelilik artar.
ERGENLİK DÖNEMİNDE EN SIK RASTLANILAN HEYECAN BİÇİMLERİ:
Sıklıkla karşılaşılan heyecan biçimleri :
KORKU : Objelere karşı duyulan korkular (yılan, köpek vb.).
Sosyal ilişkilerden duyulan korkular (kalabalıkta konuşma)
Ergenin kendisiyle ilgili korkuları (yoksulluk, ölüm, başarısızlık)
ENDİŞE : Daha ziyade hayali nedenlerden oluşur (ne olacağım?)
DUYGUSAL KIRIKLIKLAR : Biyolojik yetersizlikler, yetersiz alışkanlık, yetenek ve beceriler. Çevresel yetersizlikler ve tehlikeler (maddi, aile, kural, disiplin vb.) Birbirine karşıt isteklerin çatışması.
ÖFKE : Alay edilme, yalanla aldatılma, yalancılıkla suçlanma.
RUHSAL ZORLANMALAR : İnsan, faaliyetlerinde engellendiğinde bir gerilim veya bunalım yaşarlar. Her hangi bir baskı, hoş olmayan bir olay, yüklenilen ağır görevler veya üzüntü yaratan olaylar ruhsal zorlanma olarak nitelendirilebilir. Uygun eğitim öğretim ya da yaşantılar ortamı sağlanamadığında şu davranış ve bozuklukları görülebilir:
- Öğrencide sosyal geri çekilme.
- Uyumsuz davranışlar, kaçma, çalma, suça yönelme vb.
- Madde bağımlılığı (sigara, alkol, balli, tiner, uyuşturucu )
- Davranış bozuklukları (stres, depresyon, nevroz, psikoz ).
- Çatışma (aile, okul, sokak )
- Uzaklaşma.
ERGENLİKTE SOSYAL GELİŞİM

Sosyal gelişme, kişinin içinde yaşadığı toplum tarafından kabul edilebilir biçimde davranmayı öğrenme sürecidir. Çocuğun diğer insanlarla olan sosyal ilişkilerinin nasıl olacağı hayatın ilk yıllarındaki öğrenmelerine bağlıdır. İnsanlarla sıcak ilişkiler kurmaktan hoşlanan çocuklar bu davranışı öğrenme ile kazanırlar. Bu bakımdan anne-baba ve diğer yetişkinlerin sosyal davranışları çok önemlidir.
Çocuğun tek çocuk, ortanca veya büyük çocuk olup olmadığı, kardeş sayısı, cinsiyeti, ailenin büyüklüğü,ailenin katıldığı sosyal deneyimlerin kalitesi, eve misafir gelişi, misafir ağırlama biçimi, ebeveynin evdeki misafire takınması gereken tavır,ailenin sosyal, ekonomik ve kültürel seviyesi hep topluma uymasını, sosyalleşmesini etkileyen belli başlı faktörlerdir. Aralarında çok yaş farkı olan kardeşi olma, sosyalleştirmeyi güçleştirebilir. Kardeşlerin ve ev halkının hep aynı cinsiyetten olması karşı cinsle ilişki kurmayı güç hale getirebilir.
Toplumsal Uyum
Ergen, toplumda saygınlık kazanmaya ve statü sahibi olmaya gereksinim duyar. Toplumsal uyum geniş ölçüde bu gereksinmenin karşılanmasına bağlıdır. Ergenlik yılları bir anlamda, toplumsal gelişim ve uyum yılları olarak da nitelenebilir.
Toplumsal uyum zamanla kazanılır. Bu uyum ergenlik döneminde bazı deneyimlerle gelişir. Bu evrede birey kendi cinsinden oluşturduğu grup içinde faaliyetlerini düzenlemeye çalışır.
İlk sosyal uyumlarını gerçekleştirirken kendilerine deneyim fırsatı tanınan, özgür bir aile ortamında, yeterince sevgi ve güven ortamı içinde büyüyen çocukların ergenlik döneminde başarılı olmaları için gerekli ortam hazırlanmış demektir. Bu nedenle anne ve babaların önce çocuklarını tanımaları, onların ilgi ve yeteneklerini bilmeleri, onları özerk kılmak üzere fırsat hazırlamaları, nihayet onların sorularına arkadaşça kuracakları diyalog yardımıyla eğilmeleri ergenlik döneminin kolayca aşılmasına yardımcı olacak etkenlerdir.

İyi Bir Öğretmen Sınıfta Şunlara Dikkat Etmelidir
· Bir öğretmen evvela sınıftaki çocuklara emniyet ve huzur hissi duyurması icap eder.
· Kendi uyum problemlerini onlara aşılamaması gerekir.
· Sınıftaki her çocuğa eşit muamele etmesi ve bazı çocuklara fazla ilgi göstermekten veya herhangi bir sevgisizliğini göstermekten kaçınması gerekir.
· Öğretmen çocukların sınıfa hakim olmalarına müsaade etmemelidir.
· Bir öğretmen sınıfını mümkün olduğu kadar ilgi çeken bir yer yapmalıdır.
Ergenlik Çağındaki Gençlerin Eğitiminde Alınabilecek Önlemler
· Ergenlik çağında bulunan çocuk yada genç, kendi kişilik özelliklerine karşı çok duyarlıdır. Bu nedenle, bunlara karşı kırıcı eleştiri, alay, korkutma, başkaları yanında küçük düşürme, aleyhte kıyaslama ve hakaret gibi davranışlarda bulunmak, hiçbir zaman doğru değildir.
· Ergenlik çağındaki kimseler için, çok kural yerine, az kural konmalı ve yapılan yanılgılar da çok büyütülmemelidir. En küçük bir olumsuz davranışı sanki büyük bir suç işlemiş gibi karşılamaktan çekinmelidir.
· Ders dışı etkinliklere de önem verilmelidir. Ders dışı etkinlikler, çocuğun boş zamanını en yararlı bir biçimde doldurmasına ve ruhsal sağlığının da düzelmesine olanak sağlayacaktır.
· Bu çağdaki gençler kendi haklarına çok duyarlıdır. Bu nedenle hakseverlik ilkesinden ayrılınmamalıdır.
· Yine bu yaştaki gençler, kendi �onur� duygularına karşı çok duyarlıdırlar. Bunun için, onları boş yere suçlamaktan özenle kaçınılmalıdır.
· Bu dönemde özellikle, �aşağılık duygusu� içinde bulunana çocukların belli alanlarda başarı göstermelerini sağlamak üzere, onları, ilgi duydukları ve başarılı oldukları alanlara teşvik etmelidir.
· Okuldaki sınavlarda, sınav sonuçlarına gereğinden fazla önem verilmemelidir. Özellikle, çocuk yada gençte, bir �sınav kokusu� geliştirilmemelidir.
ERGENİN AİLESİYLE İLİŞKİLERİ
· Ergen için tehlikeli bir durum:Anne baba arasındaki anlaşmazlık

· Çok az anne baba, ergen çocuklarında geleceğin yetişkin haklarını görebilmektedir.
· Anne babanın ergen çocukları hakkındaki yargıları genellikle katı, önyargılı ve haksızdır; çünkü çocuklarını anlamazlar.
· Gelecekteki terk etmeyi haber verdiği için anne babaların çocuktaki her türlü değişimi, gemlemeleri olgunlaşmada bir gecikmeye yol açar.
· Ergeni sistemli kötüleme, aşağılık kompleksi, ya da düşsel karmaşaları doğurabilir.
GENÇLERLE BARIŞ İÇİNDE YAŞANABİLİR Mİ?
Gençlerle barış içinde yaşanabilir, bu zorunluluktan doğan bir çatışmanın çözümü için de gereklidir. Gençlik çatışmalarının sürüp gitmesi, gençlerle yetişkinler arasında kapatılmaz gibi görünen bir uçurumun varlığı, insanı karamsarlığa itiyor. Ancak gençleri anlamak ve onlarla dayanışma yapmak zorundayız. Her şeyden önce, gençlik çağının fırtınalı ve çetin bir dönem olduğunu göz önünde tutmakta yarar vardır.
Kuşaklar arası çatışma yalnız kaçınılmaz değil, sağlıklıdır da. Bilimde, sanatta, yazında ve toplumsal alanda bir çok devrim ve yenilik eskiyi yadsımakla başlamış ve gerçekleşmiştir. Bunu da çoğunlukla genç kuşaklar başarmıştır. Kuşkusuz gençlerin yenilik tutkusu ve ilerici görüşleriyle eski kuşakların deneyiminin birleşmesinde ancak toplum kazanır.
Gençlerle anne baba arsında ortaya çıkan ve kuşak çatışmasına yol açan durumlar:
1.Biçimsel olarak kuşak çatışması yaratan durumlar, olaylar:
· Eve dönüş ve yemek saati
· Çalışma, eğlenme ,gezme saati
· Giyinme ve süslenme biçimi
· Sözlü ve sözsüz iletişim biçimi
· Müzik dinlerken yada iş yaparken gürültü çıkarmak
· Arkadaş seçimi, arkadaş ilişkisi
· Kız-erkek arkadaşlığı
· Büyüklere karşı saygı
· Ekonomik olarak (para sorunu)
2.İçerik olarak kuşak çatışması gereken durumlar, olaylar:
· Özdeşleşme, özerklik, sorumluluk süreçlerinden kaynaklanan düşünceler
· Hal ve görev kavramı
· Gelenek, görenek, din anlayışı ve yorumu
· Geçerli değer yargıları
· Meslek seçimi
· Başarılı ve saygın insanın tanımı
· Müzik türü, dergi, günlük gazete, kitap seçimi
· Dinlerken radyo, izlenen televizyon, seçilen video kasetlerinin türü ve konusuna ilişkin görüşler
· Dünya görüşü, yaşam felsefesi
· Toplumun, ülkenin, insanın geleceğine ilişkin görüşler
Kuşak çatışmasının olumsuz ve sağlıksız boyutlara kadar erişmesini önlemek, bir yerde sağlıklı ve iyi bir iletişim yoluyla gerçekleşir. Bu iletişimin sağlıklı olması da, öncelikle yetişkin kuşağın yerine getirmesi gereken ödevler dahilinde gerçekleşecektir;
· Yetişkin kuşak önce genci bir insan olarak kabul etmeli, ona sevgi ve saygı gösterdiğinizi belirtmek gerekir.
· Gençlik çağına özgü biyolojik, ruhsal ve toplumsal değişme ve gelişmeleri, bunların gencin davranışına ne biçimde yansıdığını bilip tanımak, gençlik çağının fırtınalı ve zor olduğunu göz önünde bulundurarak durumu değerlendirmek gerekir.
· Gencin duygulanım değişiklikleri ve düşlemlerden kaynaklanan davranışları karşısında serin kanlı olmak ve kırıcı, sert, yıkıcı davranışlarda bulunmamak gerekir.
· Genci denetlemek, engellemek yada ödün, ödül vermek için tutarlı davranmak gerekir. Bazen ödüle değer bulduğumuz bir davranışı başka bir zaman kötüleyip, eleştirip, yermekten kaçınmak gerekir.
· Gencin yaşamı,giyinişi, süslenmesine ilişkin karar alırken durumu gençle tartışmak yerine onun düşünce ve önerilerine anlayış ve saygı göstermek gerekir.
· Aile ve evle ilgili konularda ve sorunlarında gencin de düşünce ve önerilerini alıp onunla konuşunuz, tartışmaktan uzak bir tavır sergileyiniz.
· Konuşma ve tartışmalar sırasında gencin doğru düşündüğü, gerçeği bulup söylediği durumlarda ona hak verin, düşünce ve önerisini gerçekleştirmek için ona yardımcı olun.
· Gençlerle yapılan konuşma ve tartışmaları onları korkutarak ve yıldırarak kesmeyin.
· Gencin tutumu ve davranışlarına biçim ve yön verirken �benim gençliğimde� diye başlayan konuşma, öğüt ve davranışlarınızdan kaçınınız.
· Gence bol bol öğüt vermek ve tavsiyede bulunmak yerine örnek davranışlar yapın ve örnek davranışlar bulun gösterin.Çünkü ergenler de çocuklar gibi öğüt ve tavsiyelerden hiç ders almaz bunun için model olacak davranış ve eylemlerde bulunmak sağlıklı bir yetişkin yaşamına hazırlayacaktır genci.
İki kuşak arasındaki iletişimin sağlıklı bir biçimde kurulup sürdürülmesi için gençlere de düşen görevler vardır:
· Gençler bilse, yaşlılar yapabilseydi! Deyimine uygun olarak iletişim kurmaya çalışın.
· Bütün amaç, beklenti ve isteklerinin hemen o anda tümüyle gerçekleşmeyeceğini bilin.
· Konuşma ve tartışmalarda kırıcı ve sert olmaktan kaçının.
· Engeller, zorluklar, sorunlar karşısında size yardımcı ve destek olacak insanların anneniz, babanız, yakınlarınız olacağını unutmayın.
· Her yerde ve her zaman erişkin ve yetişkinlerden öğrenmemiz gereken bilgiler, deneyler olduğunu kabul edin.
Yetişkinlerin, ergenlerle olan eğitim farklılıklarının giderilmesi, her iki kuşağın sahip çıkacağı ortak değerlerin yaratılmasına olanak hazırlaması anne-baba ve ergen arsındaki çatışmayı azaltacak ve onları sağlıklı bir biçimde toplumla bütünleştirecektir.
AHLAK GELİŞİMİ VE AHLAKİ DAVRANIŞ
Ergenlikte işlev gören iki etmen, ahlak gelişiminde önemli değişikliklere katkıda bulunur. Bunlardan birincisi bilişsel gelişimde soyut işlemlerin başlamasıdır. İkincisi ise yeni bir kimliğin ve benlik duygusunun oluşmasıdır.
Soyut işlemlerin bilişsel evresi, bireyin geleneksel ahlak düzeyinin ötesine geçmesi için önkoşuldur. Bireyin ilkeli ahlak konumuna gelmesi, diğer bir anlatımla yasa altında eşit adalet,en iyiyi bütün insanlara sunmak, toplumsal sözleşmeler veya insan yaşamının değeri gibi kavramları ele alması için bireyin soyut kavramlarla düşünebilmesi, somut durumları ele almanın ötesine geçebilmesi ve varsayımlı problemler ortaya atabilmesi gerekir.
Soyut işlem düşüncesinin başlaması ve ergenlikteki benlik arayışı, bu gelişimi kolaylaştıran ardışık bir değişim ve çatışma dönemiyle sonuçlanır. Ergen, sadece kendi hakkında değil,fakat dünya ve insanlık hakkında yanıtlar arayıp bunları netleştirmeye çalışır. Benliğin bütünleşmesi ve bireyin (ben) kim olduğunun açıkça farkına varması söz konusudur. Bu farkına varış kimlik haline gelir. Bu ego olarak da adlandırılabilir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
*.ZUHAL.*" target="_parent">*.ZUHAL.*
Admin
Admin
avatar

Kadın
Yaş : 27 Kayıt tarihi : 09/03/08 Mesaj Sayısı : 374 Nerden : ::karanlığın olmadığı yerden:: İş/Hobiler : Kaçıncı Sınıf : 2. sınıf

MesajKonu: Geri: ERGENLİK VE ERGENLİK ÇAĞI PSİKOLOJİSİ   C.tesi Nis. 19, 2008 10:07 pm

Bir ergenin ağzından yazılan bir şiir.gerçekten de bir zamanlar yaşadığımız duygular anlatılmış

YANLIŞ ANLAMA ANNE...
>
>Amacım seni üzmek değildir
>Beni sakın yanlış anlama.
>Pişman olmanı isteyemem senden
>Ya da ağlamanı
>Sadece dinlemeni istedim,
>Birazcık kabullenmen fikirlerimi.
>Ya da ne bileyim
>Kendi doğrularını değil de .
>Biraz da benimkileri düşünmeni istedim anne.
>Sevmeni istedim benim sevdiklerimi
>Ama senin gibi değil benim sevdiğim gibi.
>Görmeni istedim güneşi
>Benim gördüğüm gibi
>Yani sadece sarı ve yuvarlak değil
>Arasında turuncuların da olduğu bir resim gibi.
>Senin doğru(arını inkâr ettim anne,
>Karşı çıktım sana
>Ve sen tüm kızgınlığınla
>Kötü kötü suratıma bakıp kızdın.
>Oysa biliyor muydun
>Aynı zamanda sen de benim doğrularımı
>İnkâr ettin anne.
>Sevdim anne
>Doyasıya, ölesiye.
>Ama bilmen gereken bir şey vardı,
>Asla boyun eğmedim, eğmeyeceğim.
>Senin de öyle görmeni istedim
>Ama göremedin anne.
>Bana asi deme anne
>Çünkü senin istediğin
>Kendi fikirlerini
>Barınamayacakları bir bedene sokmak.
>Oysa ben de büyüdüm anne,
>Eski küçücük çocuk değilim artık.
>Kendi fikirleri olan
>Özgürlüğüne düşkün bir insan olma yolundayım.
>Yani bir başka deyişle
>Bir yaşama savaşı veriyorum belki kendi kendime.
>Bana kızma anne
>Çünkü sen hiç ayakların kopana kadar
>Ve dilediğince bağırarak dans etmedin.
>Çünkü sen hiç ağaca çıkıp
>Ayvaları toplamadın.
>Ya da yakamozları seyretmedin akşam,
>Dalgalı bir denizde boğuşmadın dalgalarla;
>Belki de ıslak kumlara
>Üstüm kirlenir mi diye düşünmeden
>Uzanmadın,
>Ya da yıldızları toplamadın gökyüzünden.
>Belki de bunların hepsini yaptın da,
>Bana anlatmadın.
>Niye anlatmadın anne?
>Senin yaptığın hataları yapmayayım diye mi?
>Oysa söyler misin anne,
>Hataları yapmadan doğruları nasıl öğrenebilirim?
>Nasıl ben olabilirim istediğim gibi?
>Nasıl yaşayabilirim bu iğrenç dünyada?
>Ben siyaha mavi derim belki
>Körü körüne inanmadan,
>Oysa sen yemin edebilirsin siyahın siyah olduğuna.
>Peki niye düşünmüyorsun anne
>O ya maviyse diye?
>Hiç çikolatalı dondurma savaşı yaptın mı anne
>Gülmekten katılarak
>Hiç düşündün mü her sene kızdığın
>O yumurta savaşı ne eğlenceli diye?
>Belki de o savaşları yapmasaydım anne,
>Yanlışlarla savaşmayı öğrenemeyecektim.
>Ama öğreniyorum anne.
>Sen hep şiir yazdığımı
>Ve bununla ilgili bir meslek seçmemi istedin
>Ama ben sadece hissettiğim için yazıyorum anne
>Mecburiyetten yazmak istemiyorum.
>Evet, belki hiç iyi öğrenci olmadım hayatımda,
>Olamadım.
>Ama doğrudan olmasa da hep örnekler vardı.
>Gösterdiğin, göstermek istediğin
>Ama görmek istemedim anne.
>Hep bu yüzden bana kızdın.
>Gördün mü yine benim doğrularımı inkâr ettin anne.
>Ben risklere girmeyi severim
>Yani tekdüze bir yaşam istemiyorum
>Çevremdekiler gibi olmak,
>Ben değişik olmak istiyorum anne
>Fikirlerimle tanınmak.
>Aramızda dağlar var
>Kocaman dağ gibi fikirler
>Belki bir savaş var aramızda,
>Adı
>Fikirler ayrılığı.
>Ben karanlıktan korkmam anne
>Çünkü onun gizini ve güzelliğini biliyorum
>Oysa sen hep ışık yakarsın hava karardığında;
>Oysa perdeleri açıp
>Işıkları kapatıp seyrettin mi hiç gökyüzünü,
>Bardaktan boşanırcasına yağmur yağdığında
>Hiç ıslanmak geldi mi içinden?
>Benim geldi anne
>Ama sen izin vermedin yapamadım.
>Oysa hep korktun hasta olacağımdan
>Ben benim anne
>Hastalığım da bana, sağlığım da...
>Artık böyle olmak zorunda
>Belki bunları beni düşündüğünden yapıyorsun
>Ama bu kadar düşünme anne
>İzin ver biraz da ben düşüneyim.
>Bana kızma anne
>Benden önemlisi fikirlerimi inkâr etme
>Çünkü bu fikirleri bir başka deyişle
>Sen yarattın,
>Çünkü beni sen yarattın,
>Ben istemeden.
>Bunu unutma!
>Herkes bir şey olabilir anne
>Çok çalışabilir, başarılı olabilir
>Ama ben hiçbir şey olabilirim anne,
>O zaman bu benim sorunum
>Senin değil.
>Bunu anlamalısın anne
>Belki gurur duymalısın.
>Diğerlerinden farklı olduğum için
>Ya da farklı olmaya çalıştığım için.
>Ne olursa olsun anne
>Dünyanın yedi harikası var,
>Niye sekizinciyi bulmayalım anne?
>Niye el ele vermeyelim
>Ama bir şartla,
>Sen kendi fikirlerinle
>Bense kendi doğrularımla.
>Seni seviyorum anne!
>Bunu kaç kere söylemem gerek
>Sen de beni sevdiğini söyle
>Ve sadece senden yardım istediğimde karış fikirlerime.
>Unutma anne
>Yanlış yapmadan doğruları bulamam.
>İzin ver senin yanlışlarını
>Ama benim doğrularımı yapayım.
>Hep demez miydin sen
>Aile en kutsal kavramdır, diye
>Bu kutsat kavramı bozmak istemiyorum
>Ama bozmamam için yardım et bana anne.
>Biraz da benim açımdan bak olaylara
>Kırların halâ yeşil olduğunu
>Ve güneşin parladığını gör
>Ama üzülme
>Geceleri güneşin kaybolduğunu artık öğrendim
>Bak zor olmadı anne
>Bir konuda aynı fikirdeyiz
>Belki güneşe bakış açılarımız farklı ama
>Sonunda ikimiz de inanıyoruz
>Gecenin karanlık olduğuna
>İmkânsızı başarmak istiyorum anne
>Çünkü bence
>İmkânsız diye bir şey yok
>Bunu anla lütfen anne!
>Karanlıklarda kaybolmam
>Çünkü karanlıklar tahmininden çok daha güvenli.
>Benim güvenlikte olduğuma
>İnanıyor musun anne,
>Senin fikirlerin altında,
>Yapmadığını iddia ettiğin baskıların altında?
>Eğer evet dersen yanılıyorsun anne
>Kendimi hiç güvenlikte hissetmiyorum anne.
>Beni anla lütfen, anne!
>Bir şeyi yaptığımda
>Niye yaptın sorusuyla değil
>Aferin cevabıyla karşılaşmak istiyorum,
>Biraz pohpohlanmak istiyorum belki
>Çünkü artık
>Şımarmamayı öğrendim anne.
>Senin ne olduğunu biliyorum,
>Annemsin
>Ama artık sen de benim ne olduğumu öğren
>O çocuktur deyip de geçme anne
>Biraz güven bana!
>Güveniyorum diyorsan,
>Senden daha çok güven istiyorum.
>Sen hiç tanımadığın insanlara güvendin mi anne?
>Ben güvendim
>Hiç de öyle anlattığınız gibi
>Korkunç değilmiş anne.
>Karşımda bir gülümseme görünce
>Tanımadığım bir insandan,
>Gözlerim doldu anne.
>Sen hiç kendini olduğun gibi anlattın mı o kimseye,
>Çekinmeden?
>Ben anlattım anne
>Hem de tüm gerçekleriyle
>Ve mutlu oldum anne.
>Sen hiç hırçın rüzgara karşı yürüdün mü?
>Yanakların kızarıp da dudakların çatladı mı?
>Ben yürüdüm anne
>Ve bence yaşamak bu demek
>Tüm zorluklarıyla yaşamak.
>Eğer bana zorları öğretmezsen anne
>Nasıl yaşamın yaşam olduğunu anlarım?
>Ben senin karnındayken
>Her tekmemde düşündün mü bunları?
>Büyüyüp insan olacağım
>Fikirlerimi tartışacağım
>Aklına gelmedi değil mi anne?
>Düşündüğün sadece
>Küçük ellerim, burnum ve ayaklarımdı
>Oysa kişiliğim vardı anne,
>Ben istemediğim zaman
>Yemek yedirtemezmişsin ya bana,
>Garajcılık oynarmışız.
>İstemiyorum anne
>Başkalarının doğrularını istemiyorum.
>Ben olmak istiyorum,
>Doğrularımla beraber!
>Bilmiyorum anlatabildim mi anne
>Fikirlerimi doğrularımı
>Eğer bana asi diyorsan
>Seni kısıtlayamam anne
>Ama gün gelince
>Bu asi kızınla gurur duyacaksın.
>Sana söz veriyorum
>Ve senden söz almak istiyorum,
>Siyaha mavi olarak
>Kırlara yeşil
>Güneşe resim olarak bakman için
>Benim gördüklerimi görmen
>İnsanlara güvenmen için.
>SENİ SEVİYORUM ANNE
>Ve beni sevmeni istiyorum
>Küçük kızın değil de
>Seninle konuşabilen
>Bir insan olduğum için.
>
>Selin Tümer
>16 Eylül 1993
_________________
Mutsuzlukla beslenen karamsar ruhum!
Bu aralar sen çok doydun;
Ben çok yoruldum...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://marmarapdr.darkbb.com
Ö*M*E*R" target="_parent">Ö*M*E*R
Süper Üye
Süper Üye
avatar

Erkek
Yaş : 27 Kayıt tarihi : 12/03/08 Mesaj Sayısı : 292 Nerden : DARBOĞAZ(niğde) İş/Hobiler : ÖĞRENCİ Kaçıncı Sınıf :

MesajKonu: Geri: ERGENLİK VE ERGENLİK ÇAĞI PSİKOLOJİSİ   Paz Nis. 20, 2008 1:16 am

"SENİ SEVİYORUM ANNE
>Ve beni sevmeni istiyorum
>Küçük kızın değil de
>Seninle konuşabilen
>Bir insan olduğum için."
teşekürler paylaşım için
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ÖZKAN" target="_parent">ÖZKAN
Süper Üye
Süper Üye
avatar

Erkek
Yaş : 28 Kayıt tarihi : 19/03/08 Mesaj Sayısı : 228 Nerden : ANTALYA İş/Hobiler : GALATASARAY Kaçıncı Sınıf : 2.SINIF

MesajKonu: Geri: ERGENLİK VE ERGENLİK ÇAĞI PSİKOLOJİSİ   Ptsi Nis. 21, 2008 3:13 pm

güzelmiş..::::Smile
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content





MesajKonu: Geri: ERGENLİK VE ERGENLİK ÇAĞI PSİKOLOJİSİ   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

ERGENLİK VE ERGENLİK ÇAĞI PSİKOLOJİSİ

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik :: EĞİTİM BİLİMLERİ :: Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik -
Yetkinforum.com | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Ücretsiz blog