Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik

Marmara_pdr_2007 Girişliler Paylaşım Sitesi
 
AnasayfaAnasayfa  PortalPortal  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

 

Türkçe Sınav Konuları

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : Önceki  1, 2
Yazar Mesaj
Ö*M*E*R" target="_parent">Ö*M*E*R
Süper Üye
Süper Üye
avatar

Erkek
Yaş : 27 Kayıt tarihi : 12/03/08 Mesaj Sayısı : 292 Nerden : DARBOĞAZ(niğde) İş/Hobiler : ÖĞRENCİ Kaçıncı Sınıf :

MesajKonu: Geri: Türkçe Sınav Konuları   Salı Haz. 03, 2008 11:28 am

sağol hocam
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ö*M*E*R" target="_parent">Ö*M*E*R
Süper Üye
Süper Üye
avatar

Erkek
Yaş : 27 Kayıt tarihi : 12/03/08 Mesaj Sayısı : 292 Nerden : DARBOĞAZ(niğde) İş/Hobiler : ÖĞRENCİ Kaçıncı Sınıf :

MesajKonu: Geri: Türkçe Sınav Konuları   Salı Haz. 03, 2008 11:31 am

arkadaşlar bi de bu dersin kitabı mı vardı valla yoksa ilk dönemki kitap mı bahsettiğiniz.ben kitap filan almadım
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ö*M*E*R" target="_parent">Ö*M*E*R
Süper Üye
Süper Üye
avatar

Erkek
Yaş : 27 Kayıt tarihi : 12/03/08 Mesaj Sayısı : 292 Nerden : DARBOĞAZ(niğde) İş/Hobiler : ÖĞRENCİ Kaçıncı Sınıf :

MesajKonu: Geri: Türkçe Sınav Konuları   Salı Haz. 03, 2008 11:49 am

BEDEN DİLİ

Yapılan araştırmalar sonucunda elde edilen verilere göre kurmuş olduğumuz iletişimde %50 – 60 oranında yer tutan beden dilidir. Beden dilinin ne denli önemli olduğunu anlamamızı sağlayabilecek olan iki araştırmaya değinelim: Birinci araştırma, XIX’uncu yüzyılın sonlarında ve XX’inci yüzyılın başlarında yetimhanelerde ölen çocukların oranı oldukça yüksekti. Bu dönemdeki hekimlik, bebeğin sadece biyolojik beslenmesine, temiz çevrede bulunmasına önem veriyor, fakat çocukların psikolojik ihtiyaçlarını düşünmüyordu. Yıllar sonra yapılmaya başlanan araştırmalar, bebeklerin gıda yoksunluğundan değil, kucağa alınıp sevilmemekten kaynaklanan, ruhsal kökenli hastalıklardan öldüklerini ortaya çıkarmıştır. Bir çok ülkelerde bu gün, yetimhanelerde bebeğin günde birçok kez kucağa alınıp sevilmesi, onunla konuşulması yöntemi uygulanıyor. Çocukların sık sık kucağa alınmasıyla, ölüm oranında bir düşme olduğu gözlenmiştir (Cüceloğlu, 1995:46). Diğer bir araştırma ise, Amerika’da Misigın Üniversitesi’nde 5000 evli çift üzerinde, mutlulukları ile ilgili bir araştırma yapılmış ve bu araştırmanın sonucunda birbirine bedeni ile en fazla dokunan çiftlerin daha mutlu olduğu ortaya çıkmıştır (Abatay, Yayınlanmamış Ders Notları).

Beden dili, geçtiğimiz birkaç yıl içerisinde yeni keşfedilen bir bilimdir. Beden dili ile ilgili bilimsel araştırmalara ve yazılara KİNESİK denir. Beden dili sözsel olmayan iletişim kalıpları ile ilgilidir (Fast, 1999:5).

Araştırmalar bedenin ağzından çıkan sözleri nasıl yalanladığını ortaya çıkardı. Bir kadının psikiyatristine erkek arkadışını çok sevdiğini söylerken başını “hayır” anlamında iki yana sallaması bunun klasik örneğidir. Beden dili, bedenin bir bölümü ya da tümüyle kişinin dış dünyaya verdiği mesajdır. (Fast, 1999:5).
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ö*M*E*R" target="_parent">Ö*M*E*R
Süper Üye
Süper Üye
avatar

Erkek
Yaş : 27 Kayıt tarihi : 12/03/08 Mesaj Sayısı : 292 Nerden : DARBOĞAZ(niğde) İş/Hobiler : ÖĞRENCİ Kaçıncı Sınıf :

MesajKonu: Geri: Türkçe Sınav Konuları   Salı Haz. 03, 2008 11:50 am

JEST VE MİMİKLER
Jestler, yani el ve kol hareketleri, duyguların en güzel çıktılarıdır. Karşımızda konuşan birisinin elindeki kağıdı sürekli büküp katladığını, parmaklarıyla masaya sürekli vurduğunu ve gözlerini bakışlarımızdan hep kaçırdığını görürsek, bu kişinin bizimle beraber olmaktan rahatsız olduğunu düşünürüz. Bu tipteki hareket ve davranışlar, karşımızdaki ne söylerse söylesin, onun gerçek heyecanlarını açığa vurmaktadır (Cüceloğlu, 1995:45).

Bir kimse, kendisini her ne kadar kontrol etmeye çalışırsa çalışsın kızgınlığını, gerginlik ve rahatsızlık belirten hareketlerinden anlamamız mümkündür. Kızgın kişi, kendini ne kadar kontrol ederse etsin, yumrukları bir dereceye kadar sıkılıdır, kolları önündedir. Ve kasları gergindir (Cüceloğlu, 1995:45).

Ayni şekilde, bize yaklaşmak isteyen fakat şu veya bu nedenle bunu belirtmekten çekinen kişi, bize ulaşmak, dokunmak istercesine bir takım belli belirsiz davranışlar yapar. Her şeyi açık seçik, dürüstçe bizden hiçbirşey saklamadan söylediklerini iddia edenlerin ellerine bakın; eğer söylediklerinde samimi değillerse, ellerini, sanki bir perde gibi ağızlarına ve yüzlerine kaparlar. Gözlerini inceleyin; doğrudan yüzünüze bakamaz, gözlerini kaçırır; sık sık kollarını göğüslerinin üzerinde kavuştururlar (Cüceloğlu, 1995:46).

Jestler ve mimikler, çevremizdeki insanlara görsel sinyaller gönderen hareketlerdir. Bir jestten söz edebilmemiz için yapılan hareketin bir başkası tarafından görülmesi ve yaşadığımız duygu ve düşünceyle ilgili bir bilginin karşımızdakine iletilmesi gereklidir. Aslında her bir jest, düşünce ve duygu ürünü olduğu için doğal olarak bu özellikleri barındırır (Baltaş, 2000:37).

Yüz kaslarının anlatım amaçlı kullanımı mimikleri; baş, el, kol, ayak, bacak ve bedenin kullanımı da jestleri oluşturur. Jest ve mimikler “esas” ve “ikincil” olarak iki kısma ayrılır.

Esas jest ve mimikler, düşünce ve duygularımızı destekleyen, onları somutlaştıran hareketlerimizdir. Örneğin bir konuşma esnasında göz kırpma, başı sallama, kolları açma gibi işaret ve hareketler iletmek istediğimiz ve planladığımız bir mesajı içeren jestlerdir. Öte yandan kendiliğinden gelen ve hiç beklemediğimiz bir anda bizi yakalayan esneme veya öksürme gibi durumlarda bile jest söz konusudur. Esas olarak anlatıma katkıda bulunmayan ve kendiliğinden refleks olarak ortaya çıkan bu hareketlere ikincil jest ve mimik denir (Baltaş, 2000:37).
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ö*M*E*R" target="_parent">Ö*M*E*R
Süper Üye
Süper Üye
avatar

Erkek
Yaş : 27 Kayıt tarihi : 12/03/08 Mesaj Sayısı : 292 Nerden : DARBOĞAZ(niğde) İş/Hobiler : ÖĞRENCİ Kaçıncı Sınıf :

MesajKonu: Geri: Türkçe Sınav Konuları   Salı Haz. 03, 2008 11:50 am

YAZI TÜRLERİ
ROMAN
Olmuş veya olması muhtemel olayların anlatıldığı uzun yazılardır. İlk örneklerini 15.y.y. da Fransız yazar Rabelais vermiştir. Ancak asıl niteliklerini Romantizm ve Realizm akımları döneminde kazanmıştır.
Roman belli bir olay etrafında gelişir ve olaylar ayrıntılarıyla anlatılır. Çoğu zaman şahıs kadrosu geniştir. Kişiler ayrıntılı olarak tanıtılır. Çevrenin tanıtımına özen gösterilir.
Temsil ettiği akıma göre romantik roman, natüralist roman, realist roman; konusuna göre aşk romanı, toplumsal roman, polisiye roman, macera romanı gibi isimler alır.
Türk edebiyatında Tanzimat’tan sonra görülür. İlk örneği Şemseddin Sami’nin Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat adlı romanıdır. Batı romanı ölçüsünde en başarılı romanı Halit Ziya Uşaklıgil yazmıştır. Namık Kemal, Mehmet Rauf, Reşat Nuri, Yakup Kadri, Peyami Safa diğer ünlü romancılarımızdır.
Hikaye
Anlatımı bakımından romana benzeyen, ancak romandan daha kısa yazı türüdür.
Hikâyede olaylar genellikle yüzeyseldir. Kişiler çoğu zaman hayatlarının belli bir ânı içinde anlatılır. Genellikle kişilerin tek yönü üzerinde ( çalışkanlık, titizlik, korkaklık vs. ) durulur. Bu da romanda aynı dönemlerde oluşmaya başlamış ve özellikle Realizm döneminde önemli bir tür haline gelmiştir.
İki tür hikâye görülür. Bunlar klasik hikâye ve modern hikâyedir.
Mauppasant tarzı da denilen kilasik hikâye yukarıda anlattığımız özelliğe uyar.
Çehov tarzı denen modern hikâyede ise belli bir kişi olmadığı gibi belli olaylar da çoğu kez yoktur. Yazarın kendiyle sohbet ediyormuş gibi bir anlatımı vardır; çoğu kez birinci kişinin ağzından anlatıldığı olur.
Türk edebiyatında yine Tanzimat’la görülmeye başlanan hikâye türünde Halit Ziya, Ömer Seyfettin, Memduh Şevket, Sait Faik önemli eserler vermişlerdir.
Masal
Halk dilinde anlatılarak oluşan sözlü edebiyat ürünüdür. Bir yazar tarafından sonradan yazıya geçirilmiştir.
Masallarda olaylar tamamen hayal ürünüdür. Yer ve zaman belli değildir. Kahramanlar insan üstü özellikler gösterir. İyiler hep iyi, kötüler hep kötüdür. İyiler ödüllendirilir, kötüler cezalandırılır. Masallarda eğiticilik esastır. Çoğu kez evrensel konular işlenir. Dünya edebiyatında Kelile ve Dimne, Binbir Gece Masalları ünlüdür. Türk edebiyatında Keloğlan en tanınmış masal kahramanıdır. Eflatun Cem Güney masallarımız derlemiş ve bir kitap halinde yayımlamıştır.
Fıkra
Yazarın gündelik olayları özel bir görüşle, güzel bir üslupla, hiç kanıtlama gereği duymadan yazdığı kısa günübirlik yazılardır. Bu tür yazıları nükteli hikâyecikler biçimindeki Nasrettin Hoca fıkralarıyla karıştırmayalım.
Fıkra, bir gazete yazı türüdür. Gazetenin belli bir köşesinde genel bir başlıkla yazılan fıkralarda mesele kısaca incelenir ve mutlaka bir sonuca varılır. Daha çok alaylı bir dille, bazen eleştiri bazen sohbet tarzında yazılır. Okuyucuyla sohbet ediyormuş gibi bir hava hâkimdir yazılarda.
Edebiyatımızda özellikle Ahmet Rasim fıkralarıyla tanınır. Daha sonra Ahmet Haşim, Refik Halit, Peyami Safa sayılabilir.



DENEME
Yazarın herhangi bir konudaki görüşlerini, kesin kurallara varmadan, kanıtlamaya kalkmadan, okuyucuyu inanmaya zorlamadan anlattığı yazı türüdür.
Deneme yazarı görüşlerini aktarırken samimi bir dil kullanır. Kendi diliyle konuşuyormuş gibi bir hava içindedir.
Deneme her konuda yazılabilir. Ancak daha çok tercih edilen konu her devrin, her ulusun insanı ilgilendiren, kalıcı, evrensel konulardır. Ele alınan konu çoğu zaman derinleştirilerek anlatılır.
Denemenin özelliğini Nurullah Ataç’ın şu sözleriyle özetleyebiliriz:
“ Deneme, ben’in ülkesidir. ‘Ben’ demekten çekinen, her görgüsüne, her görevine ister istemez bir parça kattığını kabul etmeyen kişi denemeciliğe özenmesin.”
Denemenin ilk örneklerini Fransız yazar Montaigne vermiştir. Daha sonra İngiliz yazar Bacon türü geliştirmiştir.
Edebiyatımızda Cumhuriyetten sonra görülmeye başlanan bu türde Nurullah Ataç, Suut Kemal Yetkin, Sebahattin Eyüboğlu, Ahmet Haşim güzel örnekler vermişlerdir.
Makale
Yazarın herhangi bir konudaki görüşlerini, belli kanıtlar, belgeler, inandırıcı veriler kullanarak kanıtlamaya çalıştığı ve böylece okuyucuyu bilgilendirmeyi amaçladığı yazı türüdür. Makalede temel unsur düşüncedir.
Makale, gazete ile birlikte ortaya çıkmış bir gazete yazı türüdür. Bizde de ilk özel gazete olan Tercüman - ı Ahval gazetesinin çıkmasıyla görülür. İlk makale de aynı gazetede Şinasi tarafından yazılmıştır.
Makalede amaç bilgi aktarmak ya da görüşlerine okuyucuyu inandırmak olduğundan açık, anlaşılır, ciddi bir dil kullanılır. Seçilen konuya göre uzun da olabilir kısa da.
Makale her konuda yazılabilir. Bu konu günlük olabileceği gibi, felsefi, bilimsel, sanatsal da olabilir. Ama edebi makale elbette sanatla ilgili olanıdır.
Edebiyatımızda Tanzimat döneminden beri görülen makale türünde Namık Kemal, Hüseyin Cahit, Ziya Gökalp, Peyami Safa, Falih Rıfkı Atay, Halit Fahri Ozansoy, Yaşar Nabi ünlü birkaç isimdir.
Eleştri
Bir sanatçının, bir sanat eserinin iyi ve kötü yanlarını ortaya koyarak onun gerçek değerini belirleyen yazılardır. Eleştiri yazarı – yani eleştirmen – eser hakkında okuyucuyu bilgilendirir; hem eserin yazarına hem okura yol gösterir.
İki tür eleştiri vardır: İzlenimsel eleştiri ve nesnel eleştiri.
İzlenimsel eleştiri, Anatole France’in ilkelerini belirlediği ve eleştirmenin bir eseri kendi zevk ölçülerini göz önüne alarak incelediği eleştiri türüdür. Bu tür eleştirilerde öznel yargılar çok olacağından günümüzde bu tür pek rağbet görmez.
Nesnel eleştiride ise her eserin değerlendirilmesinde kullanılabilecek belli ölçütler vardır. Eleştirmen mümkün olduğunca kişisel yargılarda bulunmaktan kaçınır. Bilimsel araştırmalardan yararlanarak, eseri ister beğensin ister beğenmesin, tarafsız bir gözle onun değerini ortaya koyar.
Avrupa’da Boielau, Saint Beuve, Taine, France eleştirileriyle tanınır.
Edebiyatımızda Hüseyin Cahit, Cenap Şehabettin, Ali Canip, Yakup Kadri, Nurullah Ataç, Mehmet Kaplan, Cemil Meriç, eleştiri alanında yazılar yazan ünlü birkaç isimdir.


GEZİ YAZISI
Gezilip görülen yerler hakkında yazılan yazılardır. Kişi gezi esnasında birçok yer görür, birçok insanla tanışır; bunları hafızada tutmak güç olacağından gezi esnesında not alınır ve gezi yazılarında bunlar hikâye edilir.
Gezi yazısında yazar daima gezdiği yerleri anlatmalı, uydurma, yanlış bilgiler vermemelidir. Gördüklerini okuyucunun daha iyi algılaması için, karşılaştırma yapar. Okur sanki o yerleri yazarla birlikte gezer gibi olur.
Eski edebiyatımızda gezi yazısına seyahatname denir. Bu alanda Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi ünlüdür. Ancak asıl gezi yazıları Avrupa’ya açılma döneminde görülmeye başlanmış, gidilen Avrupa şehirleri ile ilgili yazılar yazılmıştır. Namık Kemal, Ziya Paşa bunların başında gelir.
Gezi yazılarını kitaplaştıran yazarlarımız da vardır. Ahmet Mithat Efendi, Avrupa’da Bir Cevelan; Cenap Şahabettin Hac Yolunda, Avrupa Mektupları; Ahmet Haşim, Frankfurt Seyahatnamesi; Reşat Nuri, Anadolu Notları; Falih Rıfkı, Deniz Aşırı, Zeytin Dağı, Taymis Kıyıları bunlardan bazılarıdır.

ANI
Bir yazarın kendisinin yaşadığı ya da tanık olduğu olayları sanat değeri taşıyan bir üslupla anlattığı yazılardır. Yazarın kendini okura açtığı bir tür olduğunda içtendir ve bu yönüyle çok tutulur. Anılar belli bir dönemin yorumlandığı yazılar olduğundan tarihi bir belge özelliği gösterir. Ancak bu bilimsel olamaz; çünkü yazarın olaylara kişisel bakışı söz konusudur.
Üslup yönüyle gezi yazısına benzerse de, yazarın dış dünyadan çok kendinden söz etmesi anıyı belli eder. Zaten eski edebiyatımızda anı, gezi yazısı hatta tarih iç içedir.
Özellikle Tanzimat’la başlayan anı türündeki yazılar Cumhuriyet döneminde önemli bir tür olmuştur. Anılarını kitaplaştıran yazarlarımızda vardır. Namık Kemal, Magosa Mektupları; Ziya Paşa, Defter – i Amal, Ahmet Rasim, Şehir Mektupları; Halit Ziya, Kırk yıl, Saray ve Ötesi; Hüseyin Cahit, Edebi Hatıralar; Falih Rıfkı, Çankaya adlı eserlerinde anılarını anlatmışlardır.

BİYOGRAFİ
Bir kişinin hayatının anlatıldığı yazılardır. Bunlarda amaç o kişiyi tüm yönleriyle ( hayatı, eseri, kişiliği, görüşleri vs.) tanıtmaktır. Biyografi açık, sade bir dille anlatılan kişinin devrini, çevresini dikkate alarak yazılır. Divan edebiyatında şairleri anlatan bu tür eserlere tezkire denirdi. Türk edebiyatında bunun ilk örneğini Ali Şir Nevai vermiştir.
Yazar eğer kendi hayatını anlatmışsa yazıya otobiyografi denir. Çoğu zaman bunlarda sanatçı kendiyle beraber aile büyüklerinden, çevreden, aile içi durumlardan da söz eder.
Otobiyografiler üslup yönüyle anıya benzer; ancak anı otobografi içinde bir bölüm sayılabilir. Yani otobiyografi daha uzun bir dönemi içine alır.

MEKTUP
Genel anlamda kişinin bir haberi, olayı, arzuyu bir başkasına anlattığı yazılardır. Özel mektup, iş mektubu, edebi mektup türleri vardır. Bunlar içinde bizi edebi mektup ilgilendiriyor.
Bu tür mektuplar açık olarak bir gazetede ya da dergide yayımlanır. Yazar birine hitaben herhangi bir konudaki görüşlerini, duygularını anlatır. Ancak asıl amacı bunları herkese duyurmaktır.
Mektup, Divan edebiyatında da kullanılmıştır. Fuzuli’nin “Şikayetname” adlı eseri bu türdendir. Tanzimat’tan sonra ise gazetelerde yayımlanan birçok açık mektup görülür.
Bazı yazarlar mektuplardan oluşan romanlar da yazmışlardır. Halide Edip’in “Handan” romanı bunlardan biridir

SOHBET

Bir konunun fazla derinleştirilmeden, biriyle konuşuyormuş gibi anlatıldığı fikir yazılarıdır. Sohbet yazılarında herkesi ilgilendirecek konular seçilir. Cümleler çoğu zaman konuşmadaki gibi devriktir. Yazar sorulu cevaplı cümlelerle, konuşuyormuş hissi verir.
Üslup olarak fıkraya benzerse da gazete yazı türü olması, az sözle çok şey anlatmayı amaçlamaması, dışa dönük olması onu fıkradan ayırır.
Edebiyatımızda Ahmet Rasim, Şevket Rado sohbet türüne özel bir önem vermişlerdir.

GÜNLÜK
Ne gün yazıldığını belirtmek için tarih atılan, çoğu zaman her günün sonunda o gün olup bitenin, sıcağı sıcağına anlatıldığı, olaylarla ilgili yorumlar, değerlendirmeler yapıldığı yazılardır. Her gün yazıldığı için kısa olan bu yazılar, yazarının hayatından izler verdiğinden içten ve sevecendir.
Oktay Akbal, Suat Kemal Yetkin, Seyit Kemal Karaalioğlu’nun günlükleri kitap halinde yayımlanmıştır.


En son Ö*M*E*R tarafından Salı Haz. 03, 2008 11:54 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ö*M*E*R" target="_parent">Ö*M*E*R
Süper Üye
Süper Üye
avatar

Erkek
Yaş : 27 Kayıt tarihi : 12/03/08 Mesaj Sayısı : 292 Nerden : DARBOĞAZ(niğde) İş/Hobiler : ÖĞRENCİ Kaçıncı Sınıf :

MesajKonu: Geri: Türkçe Sınav Konuları   Salı Haz. 03, 2008 11:51 am

MÜNAZARA

Birer cümle halinde ifade edilen bir tezle antitezin, iki grup arasında bir hakem heyeti (jüri) huzurunda tartışıldığı konuşmalara münazara denir. Tartışmalarda yarışma kaygısı olmadığı halde, münazaralar birer fikir ve söz yarışmasıdır.
Tartışmalar için geçerli olan kurallar, münazaralar için de geçerlidir.

Bir başkan yönetiminde, jüri önünde yapılan münazarada gruplardaki konuşmacı sayısı bir ile dört arasında değişebilir. Her grup kendi grup sözcüsünü (veya başkanını) önceden belirler. Münazaranın uy¬gulanış şekilleri arasında küçük farklılıklar olmakla birlikte grup sözcüleri sırasıyla gruptaki arkadaşları¬ tanıtırlar ve konuyu hangi yönlerden ele alacaklarını belirtirler. Daha sonra grup üyeleri konuşmaları¬nı yapar. Son olarak sözcüler savunmalarını yaparak münazarayı bitirirler. Jüri, konuşmacıların hazırlıklarını, savunmalarını ve konuşmadaki başarılarını göz önünde bulundurarak bir değerlendirme yapar ve galip tarafı belirler. Münazaralar genellikle sınıf ortamında yapılan tartışmalardır.

BiLGi ŞÖLENi ( SEMPOZYUM)
Bir konunun çeşitli yönleri üzerinde, aynı oturumda, konunun uzmanı değişik kimseler tarafından (çoğunlukla akademik konularda) yapılan seri konuşmalara bilgi şöleni (sempozyum) denir.

Bilgi şöleni, diğer konuşma türlerine göre daha ilmi ve ciddi bir sohbet havası içinde geçer. Konuşmacılar, konuyu kendi ilgi alanları açısından ele alırlar. Mesela, Yunus Emre konulu bir bilgi şöleninde konuş¬macılardan biri onun yaşadığı dönemdeki siyasi gelişmeleri ele alırken; bir başkası Yunus Emre'nin şiirle¬rindeki insan sevgisinden bahsedebilir.
Bilgi şöleninde amaç, konuyu tartışmak değil, uzmanları tarafından olumlu ve olumsuz yönleriyle değer¬lendirilerek konuya bir çözüm üretmektir. Konuşmaların sonunda oturum başkanı, konuyu özetler ve çıkan sonucu dinleyicilere aktarır.

Bilgi şölenini, oturum başkanı yönetir. Konuşmacı üyelerin sayısı üç ile altı arasında değişebilir.
Üyele¬rin konuşma süreleri genellikle beş dakikadan az, yirmi dakikadan çok olmaz. Bilgi şöleni, konunun önemi¬ne ve uzunluğuna göre oturumlar halinde, ayrı salonlarda birkaç gün boyunca da sürebilir. Bu nitelikteki ko¬nuşmalar genellikle akademik konularda olur.

AÇIK OTURUM

Geniş halk kitlelerini ilgilendiren bir konunun, uzmanlarınca bir başkan yönetiminde dinleyici grubu önünde tartışıldığı konuşmalara açık oturum denir. Açık oturum, büyük bir salonda dinleyiciler önünde ya¬pılabileceği gibi stüdyoya davet edilen dinleyiciler önünde veya dinleyici grubu olmadan da radyoda ya da televizyonda yapılabilir.

Konuşmacı sayısının üç veya beş kişi olarak tespit edildiği açık oturumlarda başkan önce konuyu açık¬lar, sonra konuşmacıları tanıtır ve sırayla söz verir. Başkanın konu hakkında bilgi sahibi olması gerekir. Başkan, sırasıyla ve dönüşümlü olarak konuşmacılara sorular yöneltir, gerektiğinde kısa bir değerlendirme yapar. Tartışma boyunca tarafsız olmak, konuşmacılara verilen süreyi dengeli bir şekilde ayarlamak, tartış¬ma kurallarının dışına çıkılmasını engellemek başkanın görevleri arasındadır.
Açık oturumun süresi konuya göre ayarlanmalıdır.

PANEL

Toplumu ilgilendiren bir konunun dinleyiciler önünde, sohbet havası içinde, uzmanları tarafından tartı¬şıldığı konuşmalara panel denir. Açık oturum ile panel özellikleri yönüyle birbirlerine çok benzerler. Hatta bazı kitaplarda panel ile açık oturum aynı konuşma türü olarak verilir. Arada sadece üslup farkı vardır.

Panelde amaç, bir konuda karara varmaktan ziyade sorunu çeşitli yönleriyle aydınlatmak, farklı görüşlerle farklı anlayışları ortaya koymaktır.

Panelde de bir başkan bulunur. Konuşmacı sayısı 3 ile 6 arasında değişebilir. Konuşmacılar, uzmanı oldukları konunun ayrı birer yönünü ele alırlar. Konuşmalar, açık oturumda olduğu gibi başkanın verdiği sı¬raya ve süreye göre yapılır.

Panelin sonunda, dinleyiciler panel üyelerine soru sorabilirler. Tartışma dinleyicilere de geçerse o za¬man tartışma, forum şekline dönüşür.

FORUM

Bir başkanın yönetiminde, toplumu ilgilendiren bir konuda, farklı gruplardan oluşan dinleyicilerin söz sı¬rası alarak konuşma kuralları içerisinde yaptıkları tartışmalara forum denir.
Forum, panelin devamında yapılacaksa başkan, panelin süresini bir saat; forumun süresini de yarım sa¬at olarak sınırlayabilir. Bu durumda, panelden sonra forum yapılacağı konuşmalara başlanmadan duyurul¬malıdır.

Forum, toplu tartışmaların başlı başına bir çeşidi sayılmamakla birlikte, dinleyicilerin konu üzerinde da¬ha aktif ve farklı bakış açılarıyla düşünmelerini sağlar. Foruma davet edilen uzmanların görüşlerine de mü¬racaat edilerek ortaya çıkabilecek yanlış anlayışların önüne geçilir.

Esasen forumda amaç belli kararlara varmak değil, konuyu değişik anlayışlarla, farklı boyutlarıyla orta¬ya koymaktır.

Forumda söz alan dinleyiciler, konuyla ilgisi olmayan özel sorunlarına değinmemelidir.

Sorular kısa, açık ve net olmalı, tartışma saygı kuralları içerisinde, kıncılıktan uzak, samimi bir hava içe¬risinde yapılmalı, tartışmadan beklenen amaca yardımcı olunmalıdır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ö*M*E*R" target="_parent">Ö*M*E*R
Süper Üye
Süper Üye
avatar

Erkek
Yaş : 27 Kayıt tarihi : 12/03/08 Mesaj Sayısı : 292 Nerden : DARBOĞAZ(niğde) İş/Hobiler : ÖĞRENCİ Kaçıncı Sınıf :

MesajKonu: Geri: Türkçe Sınav Konuları   Salı Haz. 03, 2008 11:54 am

BURADAN ÇALIŞALIM ARTIK
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ÖZKAN" target="_parent">ÖZKAN
Süper Üye
Süper Üye
avatar

Erkek
Yaş : 28 Kayıt tarihi : 19/03/08 Mesaj Sayısı : 228 Nerden : ANTALYA İş/Hobiler : GALATASARAY Kaçıncı Sınıf : 2.SINIF

MesajKonu: Geri: Türkçe Sınav Konuları   Salı Haz. 03, 2008 12:19 pm

arkadslar cebrailin dedıgı konular kıtapta var genelde kıtaptan soracak o zaman Very Happy
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
>>>ŞuLee<<" target="_parent">>>>ŞuLee<<
Yeni Üye
Yeni Üye
avatar

Kadın
Yaş : 29 Kayıt tarihi : 12/03/08 Mesaj Sayısı : 49 Nerden : İş/Hobiler : Kaçıncı Sınıf :

MesajKonu: Geri: Türkçe Sınav Konuları   Salı Haz. 03, 2008 1:07 pm

Arkadaşlar ben de yazı türleriyle ilgili bikaç bilgi veriyim..
YAZI TÜRLERİ
Sohbet Nedir?
Herhangi bir düşünceyi, konuyu; yazarın karşısında biri varmış gibi günlük, sıradan ve rahat bir dille anlattığı fikir yazılarıdır. Herhangi bir kanıt kaygısı yoktur. Yazının çerçevesini yazıyı yazanın fikirleri oluşturur. Bu yönüyle fıkra türüne çok benzerler. Dilindeki sadelik ve rahatlık yönünden de denemeyi andıran söyleşiler daha uzun soluklu yazılardır. Söyleşiler bazen röportaj ile de karıştırılırlar. Ancak aralarında çok temel bir fark vardır. Söyleşiler tek kişilik yazılardır. Oysa röportaj, bir uzmana ve bir de, röportajı yapacak kişiye ihtiyaç duyar.
Sohbet Yazı Türünün Özellikleri:
1.Herkesi ilgilendiren konular seçilir.
2. Düşünsel plânla yazılır.
3. Cümleler çoğu zaman konuşmadaki gibi devriktir.
4. Yazar, sorulu-cevaplı cümlelerle konuşuyormuş hissi verir.
5. İçtenlik, samimilik, doğallık sohbetin özelliklerindendir.
6. Yazar anlattıklarının doğruluğuna, okuyucusu ile olan bağına güvenmeli, anlattıklarını günlük konuşma havasıyla, fakat mantık çerçevesinden ayrılmadan anlatabilmelidir.
7. Kolay okunabilir bir üslup yakalayabilmelidir.
Sohbet Yazı Türünün Konusu:
Sohbetlerin çoğu günlük sanat olaylarını, genel konuları ele alır.
Sohbet Yazı Türünün Dili ve Anlatımı:
Bu türün dili yalın konuşma dili, anlatımı da konuşma havasında rahat ve samimidir.
MAKALE
Makale, temeli düşünce olan yazı türüdür. Makalede konu sınırlaması yoktur. Bir düşünce, toplumsal bir olay, bilimsel bir gerçek, söz sanatları, plastik sanatlar, makalenin konusu olur. Makaleler bir tezi savunma yazılarıdır. Bu nedenle yapısı, ortaya atılan bir görüş ve bu görüşü destekleyecek düşüncelerle örülür.
Makalenin belirleyici özellikleri nelerdir?
• Düşünsel plânla yazılır.
• Yazar anlattıklarının doğruluğuna güvenmeli, anlattıklarını bir mantık çerçevesine oturtabilmelidir. Her anlattığı, önceki anlattıklarıyla çelişmemelidir.
• İşlenen konu kendinden önceki söylenmişlerden, yazılmışlardan ayrı olmalıdır.
• Okuyucuya konunun önemini kavratabilmek için örnekleme, karşılaştırma, tanık gösterme gibi nesnel verilerden yararlanmalıdır.
Bilimsel makale: Bilimsel makaleler, bilgi birikimini önemli ölçüde genişletmek, belirli bir bilgiyi veya anlayışı teyit etmek amacıyla yazılan ve nitelikli bir araştırmacının verilen bilgilerden hareket ederek,
a) Araştırmayı aynı koşullarda tekrarlamak suretiyle sonuçların doğruluğunu test edebileceği,
B) Kurgulanmış olduğu çalışma Yazarın gözlemlerini, hesaplamalarını, mantık yürütme biçimini ve kuramsal çıkarımlarını izleyebileceği,
c) Sonuçların geçerliliğini yargılayabileceği, yazım biçiminde iddialar yanında yetersizlik ve kısıtların da vardır.
Amacı ne kadar bilgilendirmek, aydınlatmakta olsa makaleler bir sebepler topluluğunun var ettiği sonuçlar birliğidir.

MAKALE İLE SOHBETİN FARKLARI

1. Sohbet, makaleden üslûp yönüyle ayrılır. Çoğunlukla, günlük konuların işlendiği sohbet yazılarında senli benli bir anlatım yolu seçilir, hatıralardan, halk fıkralarından, nüktelerden, özlü sözlerden yararlanılır.
2. Makaleye benzer bir yazı türüdür. Konusu daha çok genel ya da günlük sanat olaylarıdır; fakat konu, tez ve savunma amacı güdülmeden ve karşılıklı konuşma havası içinde, sıcak bir dille yazılır.
GEZI YAZILARI
Yurt içinde ve yurt dışında yapılan gezilerde gezilip görülen yerlerin ilginç yönlerinin kaleme alındığı edebi yazılardır
Gezi Yazılarının Özellikleri
 Gezi yazıları görülen yerlerin güzellikleri hakkında duygu ve düşünce içerebilir
 Bu yazı türünde gezilip görülerek yaşanan yerlerin doğal ekonomik tarihsel ve turistik özellikleri; yaşam biçimleri inanç gelenek ve görenekleri anlatılır.
 Gezi yazısı yazarken ilgiyi uyanık tutmak okuyucuda okuduğu yerleri görme isteği uyandırmak çok önemlidir
 Gezi yazılarında yazar açıklayıcı anlatım öyküleyici anlatım betimleyici anlatım ve tartışmalı anlatım gibi anlatım yollarından yararlanır.
 Yazar anlattıklarının doğruluğunu konuşma larla,bilgi toplama ve fotoğraflarla desteklemeli anlattıklarını bir mantık çerçevesine oturtabilmelidir.
ELEŞTİRİ
Herhangi bir kişiyi, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlışlarını dile getirerek göstermek amacıyla yazılan kısa metinlerdir. Hedeflenen öğeyi doğru ve yanlış yönleriyle tanıtmayı amaçlayabileceği gibi, bu öğenin doğru tanıtılmasını sağlamayı ve bir değerlendirmeyi de hedef alabilir. Edebiyat sorunlarını ve yapıtlarını konu alan inceleme, yorum ya da değerlendirme olarak da tanımlanabilir
• Yazar, yargılarında belirli ölçülere bağlı kalmalı, eleştirileri nesnel olmalı, “beğendim, hoşuma gitti”… gibi öznel değerlendirmelerden kaçınmalıdır. Bunun yanında eleştiri yazısını okutacak olan elbette eleştiri yazarının kendine özgü konuyu ele alış biçimi, kendine özgü yorumlayışı ve anlatımındaki üslûbudur.
• Eleştirisi yapılan çalışma, bütün boyutlarıyla ele alınmalı, kendi türü içindeki bilimsel, sanatsal, toplumsal yere oturtulmalıdır. Alanındaki diğer çalışmalarla karşılaştırılarak bu türe kattıklarıyla, kendisinden beklendiği halde katamadıklarıyla ele alınmalıdır.
Eleştiri okulları üçe ayrılır: Yansıtma, yaratma, dil. Yansıtma, eserin doğaya benzediğini savunur. Yaratma, eserin iç dünyasıdır, yani sanatçı. Dil ise, Rus biçimcilerinin yöntemidir ve eseri dil sistemi olarak görür.

ANI
• Anı’nın eski karşılığı ‘hatıra’dır. Edebî bir tür olarak anı, bir kişinin aklının erdiği dönemden itibaren görüp yaşadığı, kendisi ve toplum için önemli gördüğü olayları ve durumları belli bir sistem içinde yazıya döktüğü, genellikle, otobiyografik metinlere denir
• Otobiyografi, kişinin yalnızca kendisiyle ilgili bilgileri verirken anı, hem bireysel hem de sosyal anlamda bilgi içerir
• Anılar konuları itibariyle genellikle siyasî ve edebî olmak üzere iki kategoride değerlendirilmektedir. Bunlar kesin sınırlandırmalar değildir.
DENEME
Bir insanın herhangi bir konuda içini dökmek, paylaşmak amaçlı kesin hükümlere varmadan samimi bir üslupla yazdığı yazılara deneme denir.
Deneme, derin düşünceden çok, kişinin kendi dışındaki nesnelerle herhangi bir konuda gerçek ya da hayalî olarak girdiği diyalogun ürünüdür.
Denemeye özgü bir konu türü yoktur. Özgürce seçilen bir konuda, yazarın kendi kendiyle konuşma havası içinde yazdığı yazı türüdür. Yazının konusu yazarın o anda aklına geliveren bir konu görünümündedir. Öğretici ve düşünsel yanı da vardır
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
FFeeyyzzaa" target="_parent">FFeeyyzzaa
Yeni Üye
Yeni Üye
avatar

Kadın
Yaş : 28 Kayıt tarihi : 13/03/08 Mesaj Sayısı : 48 Nerden : İstanbul İş/Hobiler : Kaçıncı Sınıf :

MesajKonu: Geri: Türkçe Sınav Konuları   Salı Haz. 03, 2008 1:10 pm

ya yazı türleri geçen dönem çıkmadı mı?üstelik yazılı anlatımın konusu yazı türleri bu dönem sözlü anlatım işledik biz.şindik bunlar ney alaka yau? bu arada ömer o kitap geçen dönemki kitap evet.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
*.ZUHAL.*" target="_parent">*.ZUHAL.*
Admin
Admin
avatar

Kadın
Yaş : 27 Kayıt tarihi : 09/03/08 Mesaj Sayısı : 374 Nerden : ::karanlığın olmadığı yerden:: İş/Hobiler : Kaçıncı Sınıf : 2. sınıf

MesajKonu: Geri: Türkçe Sınav Konuları   Salı Haz. 03, 2008 1:27 pm



İyi Bir Konuşmanın Özellikleri

- Konuşma, konuya yeni ve özgün bir yaklaşım getirmelidir. Panel, açık oturum gibi çok konuşmacının yer aldığı bir toplantıda konuşuluyorsa, bir öncekinin söylediklerini aynen tekrar etmemeye dikkat edilmeli, paylaşılan görüşlerde ayrıntılara dikkat çekilmelidir.

- Konu belirli bir ana düşünce çevresinde toplanmalıdır.

- Neden-sonuç, soru-yanıt, sav(iddia)-kanıt ilişkisi gözetilmelidir.

- İnandırıcılık esas alınmalıdır. Bunun için sav, kanıtlara, tanıklara, belgelere dayandırılmalıdır.

- Tekrarlardan, konuyu dağıtacak sapmalardan kaçınılmalı; konuşma süresince odak nokta gözden kaçırılmamalıdır.

- Konuşmacı konusuna hakim, alanında bilgili bir kişi olduğunu dinleyicisine hissettirmelidir.

- Konuşmaya yapıcı, güvenilir bir hava hakim olmalıdır.

- Uzun cümlelerden kaçınılmalı; anlaşılır, kısa cümleler kurulmalıdır.

- Soyut ifadeler, aşırı teknik terimler kullanılmamalıdır.

- Kitap ifadelerinden, yapmacıklıktan, “edebiyat parçalamaktan” uzak durulmalıdır.

- Topluluğu galeyana getirecek, çatışma ve kargaşa yaratacak üsluptan sakınılmalıdır.

- Doğal, rahat, sakin bir tavırla konuşulmalıdır.

- Konunun ilgi çekici, özgün yanları vurgulanmalıdır.

- Tekdüzelikten kaçınılmalı, konu ilginç örneklerle renklendirilmelidir.

- Konuşma sırasında görsel, işitsel, yazılı araçlar etkin ve işlevsel bir şekilde kullanılmalı, dinleyicinin dikkati uyanık tutulmalıdır.

- Ne tür bir konuşma yapılacağına bağlı olarak konuşma süresi 15 dakika ile 60 dakika arasında tutulmalı, süre aşılmamalıdır. Süre iyi ve doğru kullanılmalıdır.

- Dinleyicilere soru sorma şansı ve zamanı tanınmalıdır.

- Jest ve mimiklere dikkat edilmelidir.

- Vurgu ve tonlama hatalarından kaçınılmalıdır.

- Diksiyon ve telaffuz hataları yapılmamalıdır.

- Açık, düzgün, sağlam bir Türkçeyle topluluğa hitap edilmelidir.

- Yazım ve noktalama kurallarına uygun bir konuşma metni hazırlanmalıdır. Böylelikle konuşmadaki vurgu ve duraklar belirlenmelidir.

_________________
Mutsuzlukla beslenen karamsar ruhum!
Bu aralar sen çok doydun;
Ben çok yoruldum...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://marmarapdr.darkbb.com
*.ZUHAL.*" target="_parent">*.ZUHAL.*
Admin
Admin
avatar

Kadın
Yaş : 27 Kayıt tarihi : 09/03/08 Mesaj Sayısı : 374 Nerden : ::karanlığın olmadığı yerden:: İş/Hobiler : Kaçıncı Sınıf : 2. sınıf

MesajKonu: Geri: Türkçe Sınav Konuları   Salı Haz. 03, 2008 1:27 pm


İyi Bir Konuşmacının Özellikleri

- Konusuna hakim; sorulara ve itirazlara yanıt verebilecek yetkinlikte

- Ciddi

- Nazik ve saygılı

- Soğukkanlı

- Hazırlıklı ve planlı

- Gözlemci

- Konuşma ortamını kontrolü altında tutabilen

- Dinleyiciyle iletişim halinde olan, onun nabzını tutabilen

- Dinleyicisinin yorulduğu anları farkedip dikkati tekrar kendisine ve konuşmasına çekebilen

- Giyimi özenli

- Duruş ve oturuşu saygılı, kendinden emin

- Jest ve mimiklerini, vücut dilini etkin bir şekilde kullanabilen

- Konuştuğu dile hakim

- Sözcüklerini seçerek ve yerinde kullanan

- Yöresel sözcüklere, argoya ve aşırı teknik terimlere konuşmasında yer vermeyen

- Kısa, açık ve etkili cümleler kuran

- Diksiyonu ve telaffuzu hatasız

- Çok hızlı ya da çok yavaş konuşmayan, sözcükleri yuvarlamayan veya aşırı derecede seslendirmeyen

- Ses tonunu etkili kullanan, çok alçak ya da çok yüksek sesle konuşmayan

- Vurgu ve tonlamaları yerinde kullanan, duygusal tonlamaya dikkat eden

- Süreyi etkin ve doğru kullanabilen

- Sorulara saygıyla ve dikkatle yanıt veren

- Konuşmadan önce mutlaka prova yapmış olan konuşmacı, iyi bir konuşmacıdır.

_________________
Mutsuzlukla beslenen karamsar ruhum!
Bu aralar sen çok doydun;
Ben çok yoruldum...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://marmarapdr.darkbb.com
*.ZUHAL.*" target="_parent">*.ZUHAL.*
Admin
Admin
avatar

Kadın
Yaş : 27 Kayıt tarihi : 09/03/08 Mesaj Sayısı : 374 Nerden : ::karanlığın olmadığı yerden:: İş/Hobiler : Kaçıncı Sınıf : 2. sınıf

MesajKonu: Geri: Türkçe Sınav Konuları   Salı Haz. 03, 2008 1:28 pm


Konuşma Türleri

a. Açış ve tören konuşması: Başlatma, sunma amaçlı, kısa, bilgi verici konuşmalardır. Çok kısa tutulmalı, asıl konuşmacılara ya da törene hemen geçilmesi sağlanmalıdır. Bu tür konuşmaların yapılmasında amacın dinleyici/izleyici topluluğunu toplantıya ya da törene hazırlamaktan ibaret olduğu unutulmamalıdır.

b. Söyleşi: Radyo, televizyon gibi yayın organlarında, dinleyici/izleyiciyi aydınlatmak, bilgilendirmek, eğitmek ve eğlendirmek amacıyla yapılan, süresi sınırlandırılmış konuşmalardır. Birden fazla konuşmacı belirli bir süreyi paylaşabileceği gibi süre tek konuşmacı tarafından da kullanılabilir. Bu tür konuşmalarda konu önceden belirlenmiştir ve dinleyiciyi sıkmayacak bir akışa sahiptir. Söyleşi türü konuşmalara her türden dinleyiciye seslenmek için başvurulabilir. Konuşmanın renklenmesini sağlayacak fıkralara, şiirlere, anılara, yaşantılara, alıntılara yer verilir. Öznel ve duygusal bir tavır sergilenebilir. Hazırlıklılık ve birikim esastır.

c. Bilimsel konuşma: Panel, açık oturum, konferans gibi bilimsel amaçlı toplantılarda gerçekleştirilen, konuyla ilgili bir topluluğa belirli bir bilginin aktarılmasını amaçlayan, konusunun uzmanı kişiler tarafından yapılan konuşmalardır. Nesnellik, planlılık, ciddiyet, bilimsellik, hazırlıklılık esastır.
d. Söylevler(Nutuk): Geniş halk kitlelerini belirli bir duygu doğrultusunda harekete geçirmeyi, coşturmayı, bir konuda ikna etmeyi amaçlayan etkili konuşmalardır. Askeri, akademik, siyasal, dinsel, hukuksal içerikli olabilir. Karşıt düşünceyi çürütmek, savununlan düşünceyi olabildiğince etkili bir şekilde kanıtlamak, amaçtır. Konuşmacının topluluk karşısında etkin konuşabilme gücüne sahip, hitap ettiği kitle tarafından sevilen ve sayılan, lider karakterli, sesini, jest ve mimiklerini güçlü ve etkili bir şekilde kullanabilen bir kişi olması gerekir
_________________
Mutsuzlukla beslenen karamsar ruhum!
Bu aralar sen çok doydun;
Ben çok yoruldum...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://marmarapdr.darkbb.com
*.ZUHAL.*" target="_parent">*.ZUHAL.*
Admin
Admin
avatar

Kadın
Yaş : 27 Kayıt tarihi : 09/03/08 Mesaj Sayısı : 374 Nerden : ::karanlığın olmadığı yerden:: İş/Hobiler : Kaçıncı Sınıf : 2. sınıf

MesajKonu: Geri: Türkçe Sınav Konuları   Salı Haz. 03, 2008 1:28 pm


Konuşma İçin Hazırlık

- Konuşmanın amacını, ana düşüncesini ve ana hatlarını belirleme.

- Konuşma süresini belirleme.

- Ne tür bir konuşma yapılacağını belirleme(Konferans, söyleşi, tartışma, söylev, savunma, açık oturum ya da panel konuşması).

- Konuşma ve konuşmacıdan beklentileri belirleme.

- Konuşma sırasında kullanılacak araçları seçme ve hazırlama(Görsel, işitsel, yazılı araçlar: Tepegöz, saydam, film, müzik kaydı vb.)

- Konuşmanın yapılacağı yerin fiziksel özelliklerini inceleme.

- Konuşma metnini hazırlama:

a. Konuşma metninin tamamını yazılı olarak hazırlama: Konuşmayı metne sadık kalarak doğrudan kâğıttan okumak, ciddi ve resmi bir konuşma için uygun bir hazırlanma biçimidir. Metnin çizgisiz kâğıda, bilgisayarla ya da daktiloyla (çift satır aralığıyla ve iri harflerle) yazılarak hazırlanması, konuşma sırasında metnin takbini kolaylaştıracaktır.

b. Konuşma sırasında zaman zaman yararlanılacak not kartları hazırlama: Doğal, rahat ve içten bir konuşma için benimsenebilecek hazırlanma biçimidir.

- Hitap edilen topluluğun(dinleyicilerin) özelliklerini belirleme(Yaş, cinsiyet, kültür düzeyi, diğer belirgin özellikleri, konuşmayı dinlemekten amaçlarının ne olduğu).

- Konuşmaya başlamadan önce dinleyiciyi hazırlama:

a. Fiziksel olarak: Dinleyiciyi selamlayarak ilk iletişimi kurma.
b. Düşünsel olarak: Konuşmanın içeriğini, amacını, belirgin özelliklerini, süresini, konuşma sonunda sorulara ve tartışma bölümüne yer verilip verilmeyeceğini bildiren kısa(bir iki cümlelik) bir ön açıklama yapılması.
_________________
Mutsuzlukla beslenen karamsar ruhum!
Bu aralar sen çok doydun;
Ben çok yoruldum...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://marmarapdr.darkbb.com
CEZMİİ" target="_parent">CEZMİİ
Süper Üye
Süper Üye
avatar

Erkek
Yaş : Kayıt tarihi : 11/03/08 Mesaj Sayısı : 133 Nerden : YÜKSEKOVA(Gewer) İş/Hobiler : Kaçıncı Sınıf :

MesajKonu: Geri: Türkçe Sınav Konuları   Salı Haz. 03, 2008 2:57 pm

arkadaşlar cidden çok iyi oldu herkese şükranlarımı sonuyorum... bu arada bizim konu METİN İNCELEME... bilmeniz gereken metin icelemede.... mekan, kişiler, zaman, olay, vb.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://psikonat.logu2.com
ÖZKAN" target="_parent">ÖZKAN
Süper Üye
Süper Üye
avatar

Erkek
Yaş : 28 Kayıt tarihi : 19/03/08 Mesaj Sayısı : 228 Nerden : ANTALYA İş/Hobiler : GALATASARAY Kaçıncı Sınıf : 2.SINIF

MesajKonu: Geri: Türkçe Sınav Konuları   Salı Haz. 03, 2008 11:02 pm

ya cok konu var hangisini sorcak bu maskarano yapılı sey merak edıyom Question
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
cebrail ay" target="_parent">cebrail ay
Yeni Üye
Yeni Üye
avatar

Erkek
Yaş : 29 Kayıt tarihi : 11/04/08 Mesaj Sayısı : 38 Nerden : AMED(diyarbakır) İş/Hobiler : hayat yalan,yalan hayat;her şey yalan... Kaçıncı Sınıf :

MesajKonu: Geri: Türkçe Sınav Konuları   Cuma Haz. 06, 2008 6:05 pm

feyza yaaaaaaa çok sert bakmışsın yaaaaa
lütfen rica ediyorum bir daha öyle bakma.çok korktum yaaaaaaa..konuşamıyorum yaaaa
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ÖZKAN" target="_parent">ÖZKAN
Süper Üye
Süper Üye
avatar

Erkek
Yaş : 28 Kayıt tarihi : 19/03/08 Mesaj Sayısı : 228 Nerden : ANTALYA İş/Hobiler : GALATASARAY Kaçıncı Sınıf : 2.SINIF

MesajKonu: Geri: Türkçe Sınav Konuları   Cuma Haz. 06, 2008 10:50 pm

feyza arkda post bıyıklı bir adam var o kimm?????
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
*.ZUHAL.*" target="_parent">*.ZUHAL.*
Admin
Admin
avatar

Kadın
Yaş : 27 Kayıt tarihi : 09/03/08 Mesaj Sayısı : 374 Nerden : ::karanlığın olmadığı yerden:: İş/Hobiler : Kaçıncı Sınıf : 2. sınıf

MesajKonu: Geri: Türkçe Sınav Konuları   C.tesi Haz. 07, 2008 6:07 pm

bende farkettim adamı Very Happy yalnız burda başlık dışı sohbet etmeyelim lütfen.konu dışı konuşmak istediklerinimi uygun bi bölümde dile getirelim lütfen...
_________________
Mutsuzlukla beslenen karamsar ruhum!
Bu aralar sen çok doydun;
Ben çok yoruldum...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://marmarapdr.darkbb.com
ÖZKAN" target="_parent">ÖZKAN
Süper Üye
Süper Üye
avatar

Erkek
Yaş : 28 Kayıt tarihi : 19/03/08 Mesaj Sayısı : 228 Nerden : ANTALYA İş/Hobiler : GALATASARAY Kaçıncı Sınıf : 2.SINIF

MesajKonu: Geri: Türkçe Sınav Konuları   Paz Haz. 08, 2008 12:21 am

acc o zaman geyık bolumu dıye bır yer:)))
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
*.ZUHAL.*" target="_parent">*.ZUHAL.*
Admin
Admin
avatar

Kadın
Yaş : 27 Kayıt tarihi : 09/03/08 Mesaj Sayısı : 374 Nerden : ::karanlığın olmadığı yerden:: İş/Hobiler : Kaçıncı Sınıf : 2. sınıf

MesajKonu: Geri: Türkçe Sınav Konuları   Paz Haz. 08, 2008 6:51 pm

geyik bölümü diye bir yer var zaten hatta orda serbest kürsü var istediğiniz konuyu orda açabilirsiniz.
bilgilerinize...
_________________
Mutsuzlukla beslenen karamsar ruhum!
Bu aralar sen çok doydun;
Ben çok yoruldum...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://marmarapdr.darkbb.com
Sponsored content





MesajKonu: Geri: Türkçe Sınav Konuları   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Türkçe Sınav Konuları

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
2 sayfadaki 2 sayfası Sayfaya git : Önceki  1, 2

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik :: EĞİTİM BİLİMLERİ :: Dersler -
Yetkinforum.com | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Ücretsiz blog