Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik

Marmara_pdr_2007 Girişliler Paylaşım Sitesi
 
AnasayfaAnasayfa  PortalPortal  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

 

Freud Ne Kadar Haklı?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Yazar Mesaj
*.ZUHAL.*" target="_parent">*.ZUHAL.*
Admin
Admin
avatar

Kadın
Yaş : 27 Kayıt tarihi : 09/03/08 Mesaj Sayısı : 374 Nerden : ::karanlığın olmadığı yerden:: İş/Hobiler : Kaçıncı Sınıf : 2. sınıf

MesajKonu: Freud Ne Kadar Haklı?   Paz Tem. 13, 2008 5:06 pm

Sizlerle ilginç bulduğum bir yazıyı paylaşmak istedim..
FREUD KURAMI NE KADAR HAKLI?
Psikanaliz,
Freud’un oluşturduğu, ruhsal fenomenlere analitik ve dinamik yaklaşımı
öngören kuramdır. Ruhsal işleyişi yeni bir bakışla ele alır ve ruhsal
bozuklukların tedavisinde kullanılır.
Eysenck
gibi eleştirmenler, psikanalizi, bilimsel olmadığı nedeniyle
reddederler. Zaman zaman Home gibi bir psikanalist de psikanalizin
bilim değil, Humanity (beşeri bilim) olduğunu savunur.
Psikanalizin
bir bilim olup olmadığı tartışması, bilimin tanımına göre
değişmektedir. Eğer bilim için deney ve ölçmeden kaynaklanan bilgi
temel alınırsa, psikanaliz bir bilim değildir. Eğer psikanalizin
olaylar arasında nedensellik bağları kurma üzerinde yoğunlaştığı
dikkate alınırsa, bilimdir.
Bugün
bile, bazı ortamlarda Freud kültleşmiş gibidir. Hakkında yazılan
yazılar, kitaplar, tartışmalar, onu XX. yüzyılın en büyük
bilimcilerinden biri yapmıştır. En radikal Freud karşıtları bile, her
keresinde Freud’dan söz etmek zorunda kalırlar. Ama Freud kuramı
hakkında ciddi eleştiriler de vardır.
Jonathan
Lear, hiçbir düşünürün, yaratıcılığı ve hayal gücünü Freud’dan daha
demokratik olarak görmediğini söyler. Freud’dan sonra yaratıcılık,
artık tanrısal ilham alanların ya da birkaç çok iyi şairin tekelinde
olmaktan çıkmıştır. Psikanalitik açıdan herkes şair gibidir; herkes
rüyasında metaforlar kullanır ve herkes yaşam sürecinde sembolik
anlamlar yaratır.
Bilimsellik ve kullanılabilirlik açısından Feist’in sözlerine kulak verelim:
1/ Determinizm mi, Özgür Seçim mi?
Freud’un
insan doğasına yaklaşımı, deterministtir çünkü davranışların, şu anki
amaçlardan ziyade geçmiş olaylar tarafından şekillendirildiğine inanır.
Şimdiki davranışlarımız üstünde hiç kontrolümüz yoktur ya da çok az
kontrolümüz vardır. Çünkü insanlar, yok edici memnuniyet için sömüren
vahşi yaratıklardır. Davranışlarımız, şu anki bilincimizin ötesine
geçen bilinçdışı isteklerimizle şekillenir.
2/ Nedensellik mi, Teleoloji mi?
Teleoloji
(ereksellik), başlangıçtan belli bir sonuca yönelme amacıyla varolma
durumudur. Freud inanıyordu ki davranışımız geleceğe ilişkin
amaçlarımızla değil geçmiş nedenlerle şekillenir. Biz kendi
belirlediğimiz bir amaca doğru hareket etmekte değiliz aksine çaresizce
Eros ve ölüm içgüdüsü arasındaki çatışmanın içine sıkışmışızdır.
3/ Bilinç mi, Bilinçdışı mı?
Freud’un
psikolojisi bilinçdışı motivasyonun tarafını tutar. Freud inanırdı ki
dil sürçmelerinden dinsel tecrübelere kadar her şey cinsel ya da
saldırgan içgüdülerimizi tatmin etme arzusundan kaynaklanır.
Davranışlarımızdan haberdarızdır fakat bu davranışların altında yatan
motivasyonlar bilinçaltımızda gizlidir ve böylece motivasyonlarımız
çoğu zaman gerçekte bizim olduklarını düşündüğümüz şeyler değildir.
4/ Biyoloji mi, Kültür mü?
Tıp
eğitimi almış biri olarak Freud, insan kişiliğini biyolojik bir bakış
açısından görme eğilimindeydi. Sık sık prehistorik sosyal ünitelerin
sonuçlarından ve ardıllarından bahsetse de argümanının temelinde yatan
bu erken toplumlardaki gelenek ve göreneklerin evrim yoluyla şu anki
biyolojik gelişimimizi etkilediğidir. Bilinçdışı, fantezi ve
anksiyetelerimizin çoğunun kaynağı sosyal değil biyolojiktir. Başka
deyişle söylersek, hangi toplumda yaşarsan yaşa, bilinçdışı
dürtülerimiz aynıdır; cinsellik ve saldırganlık.
5/ Eşsizlik, (biriciklik) mi, Benzerlik mi?
Bu
konuda psikanalitik teori, orta yolu seçer. Evrimsel geçmişimiz,
insanlar arasında büyük benzerliklere neden olur. Fakat bir yandan da
bireysel tecrübelerimiz, özellikle erken çocuklukta yer alan
tecrübelerimiz, bizi biricik bir biçimde şekillendirir ve kişilikler
arası farklılığa neden olur.
Sonuçta, Feist’e göre, Freud kendini temelde bir bilim insanı olarak görse de, onun teorilerini oluşturan metotlar bugün kendi zamanına özgü, yani evrensel olarak açıklanmamış, demode kalmıştır
ve bilimsel değildir. Deneysel araştırmaya değil, öznel gözlemlere
dayanır. Freud, bu gözlemleri kendisi hakkında ve klinik hastaları
hakkında yapmıştır. Bu hastalar, insanlığın tümünü temsil etmez.
Çoğunlukla orta ve üst sınıflardan gelmiş olanlardır ve bu sınıfları
temsil ederler.
Freud’u
eleştiren bilim adamları arasında Marie Balmary, Hannah Lerman, Jeffey
Masson, ve Paul Vitz anılmalıdır. Bu bilim insanları, Freud’u erkek
egemen bir teori yarattığı için de eleştirirler ve Freud’un, kişisel
eğilim, tecrübe ve görüşlerinden doğan taraflılığının teorilerine
damgasını vurduğunu düşünürler. Freud’un bilimsel olmadığını
belirtirler ve kendi bilinçdışı arzularından etkilendiğini varsayarlar.
Feist,
bu arada Freud’un teorisinin ne kadar kullanılabilir ve yararlı
olduğunu birtakım standartlar kullanarak saptamaya çalışır:
I. Psikanaliz, birtakım bilgileri, anlam taşıyan bir çerçeveye oturtmak üzere organize edebilir mi?
Freud’un
kişilik teorisi, gözlemleri organize edebilme yeteneği ile dikkati
çeker. Bir insanın davranışı ile ilgili hemen her şey mantıklı bir
şekilde psikanalitik bir çerçeveye oturtulabilir. Fakat bu çerçeve, o
kadar gevşek ve o kadar nereye çeksen oraya giden bir çerçevedir ki
görünüşte birbiri ile çelişen pek çok veri bu çerçevenin sınırları
içinde aynı anda varolabilir.
Yine
de psikanaliz yararlı bir teoridir çünkü bilgileri düzenler ve
davranışların nedenini açıklar. En şaşırtıcı “niçin” sorularına bile,
psikanaliz, diğer kişilik kuramlarından daha tatmin edici cevaplar
verebilir. Kimse Freud’un yanıtlarını kabul etmek zorunda değildir.
Fakat bu yanıtlar, Freud’un temel varsayımlarının mantıksal
uzantılarıdır. Psikanaliz, “niye ödipus kompleksi böyle gelişir?” ya da
“niye latans dönemi vardır?” gibi zorlayıcı sorulara bile mantıklı
yanıtlar sunabilir.
II. Tarif edilebilir bir araştırma ve test edilebilir bir hipotez sunar mı?
Bu
standarda göre de Freud’un teorisi yüksek puan alır fakat aynı zamanda
özellikle test edilebilir hipotezler konusunda pek çok sorun ortaya
çıkar. Bu problemler, doğrudan gözlem sınırlarının ötesinde kalan
hipotetik kavramlar geliştiren, bilinçdışının varlığını öne süren bütün
psikolojik teorilerde de vardır. İd, ego ve süperego gibi kavramlar ya
da bilinçdışı, sadece bir varsayımdır ve doğrudan doğrulanamaz.
III. Günlük hayatta karşımıza çıkan problemlerin çözümü için rehberlik yapar mı?
Psikanaliz,
kapsamlı olduğundan ve geniş bir yelpazede gözlemi düzenleme yetisine
sahip olduğundan, uygulayanlar için genelde kullanışlı bir teoridir.
Örneğin, psikanalitik oryantasyonlu bir terapist, günlük sorunlara
çözüm bulurken, Freudçu teorinin sunduğu özgün ve kapsamlı rehberlikten
faydalanabilir.
Psikoterapi,
bu kriter karşısında da yüksek not alır: Bir bakıma, bilimsellik ile
uygulanabilirlik ve yararlılık aynı şey değildir
IV. Kendi içinde tutarlılık var mıdır?
Teori
genel olarak kendi içinde tutarlıdır fakat bilimsel terimler, bilimsel
bir dikkatle kullanılmamıştır. Freud, 40 yılı aşkın bir süre boyunca
yazmıştır ve bu süre içinde bazı kavramların anlamını kendisi
değiştirmiştir. Bu terimleri işlevsel olarak tanımlamamıştır. Yani
özgün işlevler ve davranışlar açısından açıklamamıştır. Araştırmacılar,
psikanalitik terimleri kendileri tam olarak tanımlamalıdırlar fakat bu
da kaosa neden olur çünkü her araştırmacı aynı terimi farklı şekilde
tanımlar.
SONUÇ
Biyolojik
psikiyatri, bugün ruhsal bozuklukların tedavisinde çok önemli düzeye
ulaşmış, etkinliği kanıtlanmış ilaçlar geliştirmiştir. Gene de ilaç
etkinliği araştırmaları, psikoterapi ile birlikte uygulandığında
etkinliğin ikiye katlandığını göstermiştir. Bu açıdan bakıldığında,
biyolojik ve dinamik psikiyatri birbirinin alternatifi değil,
tamamlayıcısıdır.

_________________
Mutsuzlukla beslenen karamsar ruhum!
Bu aralar sen çok doydun;
Ben çok yoruldum...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://marmarapdr.darkbb.com
ÖSLEM" target="_parent">ÖSLEM
Aktif Üye
Aktif Üye
avatar

Kadın
Yaş : 28 Kayıt tarihi : 18/03/08 Mesaj Sayısı : 82 Nerden : İSTANBUL İş/Hobiler : Kaçıncı Sınıf : 2. sınıf

MesajKonu: Geri: Freud Ne Kadar Haklı?   Çarş. Tem. 16, 2008 7:38 pm

Çünkü insanlar, yok edici memnuniyet için sömüren vahşi yaratıklardır. Bu sözü çk beğendim ama orda Freudun kendi bilinçdışı arzularından bahsediyor.ben de ona katılıyorum.ya freudun annesiyle arasındaki yaş farkı çk azmış ve babasının ikinci eşi değil mi.bide annesiyle babası arasında oldukça yüksek yaş farkı vardı.yanlış mı hatırlıyorum..babasını ne kadar seviyordu freud?özdeşleşme oluşturabilmiş mi babasıyla...neyse ama ben psikanalizin kesinlikle çk yararlı olduğunu düşünüyorm.şimdiye kadar hangi kitaba baktıysam psikolojiyle ilgili hep öncelikle psikanalistlerden bahsedio.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
*.ZUHAL.*" target="_parent">*.ZUHAL.*
Admin
Admin
avatar

Kadın
Yaş : 27 Kayıt tarihi : 09/03/08 Mesaj Sayısı : 374 Nerden : ::karanlığın olmadığı yerden:: İş/Hobiler : Kaçıncı Sınıf : 2. sınıf

MesajKonu: Geri: Freud Ne Kadar Haklı?   Çarş. Tem. 16, 2008 8:49 pm

mutlaka her kuramın olumlu yanlarının yanısıra eleştirilecek yanlarının da olduğunu düşünüyorum.ayrıca bir bilim adamının ne kadar söylensede tamamen objektif olabileceğine de inanmıyorum.önemli olan nerde haklı nerde haksız onu bulabilmek ve farklı çözümler üretebilmek...
_________________
Mutsuzlukla beslenen karamsar ruhum!
Bu aralar sen çok doydun;
Ben çok yoruldum...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://marmarapdr.darkbb.com
Sponsored content





MesajKonu: Geri: Freud Ne Kadar Haklı?   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Freud Ne Kadar Haklı?

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik :: EĞİTİM BİLİMLERİ :: Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik -
forum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Yetkinblog.com